|
Brezilya'nın Sao Paolo şehrini birlikte keşfetmek için bir prensesten daha iyisini bulamazdık...
Marie Claire Mayıs 2010
Paola Maria De Sapieha- Rozanski E Bourbon-Orleans E Bragança, bizi protokolsüz fakat oldukça aristokrat bir geziye davet ediyor...
İddialı prensesimiz Paola ile şehrin meşhur patikalarından çok uzak yerlerde gerçekleşecek olan röportajımız için Emiliano Oteli'nin lobisinde buluşuyoruz. Mücevheri andıran beş yıldızlı otel; Jardin semti ve Paulistano alışveriş merkeziyle altın bir üçgen oluşturuyor. Paola; otelin üst katında bulunan, panoramik şehir manzarasına sahip, minimal ve sıcak atmosferli spa'sına düzenli olarak geldiğini ve burada rahatlamayı çok sevdiğini anlatıyor. Ayrıca otelin gösterişli bir ambiyansa sahip meşhur mutfağının lezzetlerini tatmak için de buraya sık sık uğradığından bahsediyor.
"Londra'da doğdum ama ben bir yaşındayken annem Brezilya'ya yerleşti. Aile mülkümüzün bulunduğu Petropolis'te büyüdüm. Petropolis, Rio'ya 60 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Kısacası köklerim orada. Beş yıl önce bir televizyon programı sunmaya başlayınca Sao Paolo'ya yerleşmek zorunda kaldım. Aslında zorunda kalmadım şehri görür görmez büyülendim. Böylelikle burası demir attığım, bağlı olduğum ikinci liman oldu. Sao Paolo, yaratıcı insanları kendine çeken bir şehir. Ben de bu dinamiğin bir parçası olmak istiyordum ve oldum da. Ayrıca şehrin ideal bir konumu olduğunu da söylemeliyim. Denize ve bol yeşillikli kırsal kesime çok yakın. Uçakla sadece 40 dakika mesafede olan Rio'yu da unutmamak gerekir elbette... Canınız her istediğinde gitme şansınız var.
Bu şehrin en önemli özelliği dinamizmi zaten... Sao Paolo ülkenin en önemli ekonomik damarı; hemen her alanda farklı olasılıklar sunan bir şehir. Çok yoğun kültürel bir yaşamı var. Geleneklerinden ödün vermeyerek, sürekli evrim geçiriyor. Higienopolis semtinin tam da merkezinde oturuyorum. Sao Paolo, 20 milyon nüfuslu çok büyük bir şehir ama burada her işimi yürüyerek halledebiliyorum. Evimin yakınında birçok butik bulunuyor ve yeni mekânlar keşfetmek için en iyi yol da yürümek.
Sabahları güne iyi başlayabilmek için evimin altındaki cafe'de koyu kahve içmeyi, Sao Bento'daki manastırdan ekmek almayı, sonrasında da modern binalarıyla eski Higienopolis'in sokaklarında yürümeyi çok seviyorum. Hindistan cevizi suyu satan küçük dükkânlarda mola vermek bana Rio'daki yıllarımı hatırlatıyor. Yiyecek alışverişi için hep şehir merkezindeki halk pazarına gidiyorum. Pazar; 1933 yılından kalma, büyük ve renkli cam pencerelere sahip neoklasik bir binada kuruluyor. Pazarda en güzel egzotik meyvelerden ve her türlü baharattan bulmak mümkün... En meşhur Brezilyalı mücevher tasarımcılarının koleksiyonlarından değerli parçaların yer aldığı Passado Composto'da, etrafınızı çevreleyen bahçelerin ve butiklerin keyfine varabiliyorsunuz.
Alışveriş konusuna gelince, favori mekânım Juliana Jabour, Neon et Diego gibi butikleri ile bilinen Surface to Air. Doğal taşlarla bezeli mücevherler için de Diego Cattani var. Bu ekip size ne önerirse önersin, başarılı bir seçim yapacağınızdan emin olabilirsiniz. Gerçekten özel bir sezgi yeteneğine sahipler. Brezilya mimarisinin en büyük isimlerinden biri olan Flavio de Carvalho imzalı binada, dünyaca tanınan butikleri barındıran Pelu'yu da unutmamak gerekir.
Lezzetli gurme yemeklere de büyük merakım var. Sao Paolo'da her türlü mutfağın lezzetlerinden tatmak mümkün; Bolivya, Peru, İspanyol, Fransız ve İtalyan gibi... Hava sıcak olduğunda Figueira Rubaiyat'daki yüz yıllık ağacın gölgesi altında kahvaltı etmeyi çok seviyorum. Burada Brezilyanın en iyi şefleri sanatlarını icra ediyorlar. Geleneksel yemek kültürümüzün on temel malzemesi bu mutfakta bir araya getiriliyor ve feijoada gibi tipik yemekler sunuluyor. Çıkmadan önce bazen Fasano Otel'in barında, Z Carniceria'da veya gençliğin trendy mekânı, cam pencereli Spot'ta bir kadeh içki içiyorum. Paulistana geceleri de oldukça hareketli. Dans etmek için benim bazen DJ'lik yaptığım, Surface To Air ekibine ait Bar Secreto gece kulübüne gidiyorum. Paris'teki Baron ya da Montana gibi bir yer. Burada bazen hoş sürprizlerle karşılaşıyorsunuz. Mesela geçenlerde Justice'ın özel bir konseri vardı. Mekânda tanınmamış insanların yanı sıra sanatçılar, fotoğrafçılar, tasarımcılar ve editörlerle karşılaşabiliyorsunuz. Mükemmel bir karışım... Vurgulamak istediğim; Sao Paolo'nun, büyük ülkemizin farklı kültürel etkilerinin bir karışımı olması. Çok az insan Sao Paolo'da doğmuştur. Şehir; modern ve oturaklı... Ayrıca entegrasyonu sembolize ediyor. Tüm bu etkileri bireşim haline sokmak adına Sao Paolo'da çalışmış olan, bana göre dünyanın en parlak mimarı, ikon Paulo Mendes da Rocha'yı da anmak istiyorum...
Aurelie Reverier Fotoğraflar: Michel Figuet Styling: Osvaldo Costa
 |
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
Monako Prensesi Charlotte Casiraghi ve Fas asıllı aktör Gad Elmaleh'in aşkı sürpriz olsa da aslında tanıdık bir hikâye |
|
|
|
İspanyol Marie Claire'in Prix d'Excellence Moda Ödül Töreni; kazananları ve gecenin şıklarıyla Paris'te düzenlenen adaşını aratmadı. |
|
|
|
Ryan Gosling ve Eva Mendes 2012'nin en çok konuşulacak çifti olmaya adaylar. |
|
|
|
BBC'nin unutulmaz ikilisi tekrar modayla buluştular.
|
|
|
|
Sex and the City ekibinin gençlik günlerinin anlatılacağı yeni dizi sürpriz bir kadro ile 2012 sonbaharı için hazırlanıyor. |
|
|
 |
|
|
Türk markaları sezona hazır. Farklı renk kullanımları ve yepyeni formlarla... |
|
|
|
 |
|
|
MC / Doğa Rutkay
MC / Doğa Rutkay
|
|
|
Kenzo SS2012
Stella McCartney SS2012 |
 |
|
|
Chloe Moretz, 14 yaşındaki bir genç kızın hayal dahi edemeyeceği bir yerde...
|
|
|