|
|
Marie Claire Türkiye
ANASAYFA
EDİTÖRDEN HABERLER
MODA
GÜZELLİK
LİFE STYLE
SÖYLEşİ
YAşAM
YARIşMALAR
Video
BU AY DERGİDE
Doğa Rutkay... Annesi Nuran Duru'ya göre o bir 'aşk çocuğu.' Gerçekten de öyle...
Marie Claire Şubat 2010

Annesi Nuran Duru'ya göre o bir 'aşk çocuğu.' Gerçekten de öyle... 1977 yılının sonları; anne ve babası boşanmaya karar veriyorlar. Dört beş aylık bir ayrılık sürecinden sonra mahkeme öncesi görüşmeyi öneriyor baba Rutkay Aziz. Sonunda babaannenin evinde buluşuyorlar; Rutkay Bey'in elinde evraklar, şartları konuşmak üzere bir araya geliyorlar. "Derken olan olmuş" diyor Doğa; "Annem hamile kalınca mahkemeye gitmemiş. Babam çok ısrar etmiş doğurması için, annemse aldırmak istemiş." Sonunda tekrar bir araya gelmişler ve Doğa dünyaya gelmiş. Anne babası ancak beş yıl evli kalabilmiş. Direnmişler ama olmamış.

İşitme engelli anneannesi büyütüyor Doğa'yı. Altı yaşına geldiğinde bir gün babası; "Sen artık tiyatrocu ol" diyor. İki yıl boyunca Ankara Devlet Tiyatrosu'nda Keşanlı Ali Destanı'nda oynuyor. Ardından ilkokul üçü neredeyse hiç okumuyor ve babasının peşinden Türkiye turnesine çıkıyor. Henrik Ibsen'in Bir Halk Düşmanı gibi ciddi bir oyununda sahne alıyor, ondan sonra da tiyatroyu bırakamıyor. Bunun bir çocukluk hevesi olduğundan endişe eden baba Rutkay Aziz henüz altı yaşındayken kulis tozu yutturduğu kızına, konservatuar sınavından önce emin olup olmadığını soruyor; "Bunu yapmana gerek yok. Oyunculuk çok zor bir meslek." Tam da bu nedenle kızını sınavlara hazırlamıyor, hazırlamadığı gibi onu izlemek için bile sınavda bulunmuyor. Altan Erkekli çalıştırıyor Doğa'yı ve sonunda MSÜ Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'ne giriyor. Yine de bir türlü 'Rutkay Aziz'in kızı' yaftasından kurtulamıyor; "Ben neler çektim bundan... Rutkay Aziz'in kızı diye konservatuara girdi, Rutkay Aziz'in kızı diye bilmem ne oldu... Google da arayın, elini klavyeye yapıştıran lafı dayamış. İyi bir şeyden de etkilenmem, kötü bir şeyden de. Tek amacım hayatımı temiz bir şekilde yaşamak. Başka kavgam yok benim."

Doğa'nın ilk aşkı Mustafa... İlkokulda çekilmiş fotoğrafı gösterirken; "O zamanki görüş açımla folkloru banal bulmama rağmen sırf o var diye çayda çıra ekibine katılmıştım" diyor gülerek. Tabii her aşk böyle tebessümle hatırlanmıyor ya da en güzel aşk, hep çocukluk aşkı kalıyor... Konservatuar yıllarıyla birlikte Doğa da dolu dolu yaşanan ilişkilerin içinde buluyor kendini; "Benim gelir geçer bir ilişkim hiç olmadı. Benim hayatımı bir insanla paylaşmam demek; köpeğimi, çiçeklerimi, anneannemi, annemi, arkadaşlarımı, hepsini birden yaşamak demek." Doğru kişiyi bulmak üzerine konuştuğumuzda ise; "Flört aynı dili konuştuğunuz iyi bir zaman dilimi. Yakaladınız, yakaladınız... Yakalamadınız, geçmiş olsun" diyor. Kendisi gibi çok yoğun ilişkiler yaşamış birini mutlu etmenin zor olduğunu kabul etse de umudunu hiç yitirmiyor. İlk kez yalnız geçireceği Sevgililer Günü içinse; "Hiçbir şeyin garantisi yok. Bırakalım hayat aksın" diyor muzipçe.

Marie Claire: Uzun soluklu bir ilişkinin bitmesi başarısızlık mıdır?

Doğa Rutkay:
Başarısızlık değildir çünkü ben ilişkileri proje olarak görmüyorum. Kalbimi, ruhumu güzelleştiren bir yaşantı olarak görüyorum. İlişki kötüye gitmeye başladığı zaman, birlikte olmaktan çok ayrılmanın daha sağlıklı olduğuna inananlardanım. İnsan ayrıldığında çok şey öğrenmiş oluyor; iyi kötü, doğru yanlış, tatlı ekşi... Ben o anlamda çok şey öğrendim ayrılıklarımdan.

Belki de zamanında ayrılmak o sevginin gerçek olduğunu gösteriyor.
D.R.:
Kesinlikle... Bazı yorumlar oluyor; 'Bunlar nasıl ayrılıyor, birbirlerini hiç sevmemişler' gibi. Nereden biliyorsun? Sevgiyi elle tutamazsın, koklayamazsın... Sevgi kim nasıl şekillendiriyorsa öyle yaşanılır. O noktada da benim insanları duymama özelliğim devreye giriyor. Yoksa çok etkilenirdim. Göz önünde bir sürü ilişkim oldu çünkü.

Göz önünde bir ilişki yaşarken ayrılığın etkisi daha mı farklı oluyor?
D.R.:
Farklı olabiliyor çünkü o kadar abuk sabuk şeyler okuyup, duyuyorsunuz ki. 'Allah Allah, ben bunu da mı yaşamışım, bunu mu demişim!' diyorsunuz. Bu tamamen insanın iç eğitimiyle ilgili; yanlış bir şeye kapılmamak, çabuk gaza gelmemek, insanlardan etkilenip karşı tarafı kırmamak... Bu konuda kendimi çok başarılı buluyorum. Ne karşımdaki insanı kırmak ne de onun hayatındaki insanı kırmak istiyorum, ancak insanoğlu bencildir, ben de bencilim. Bir tane hayatım var ve onu en kaliteli şekilde yaşamak istiyorum. Buna zarar veren bir şeyi de yaşamak istemiyorum. Bu da benim birey olarak en doğal hakkım.

Bu yoğun ilişkilerden sonra aşka dair hâlâ umutlu musunuz?
D.R.:
Benim kalbim ahtapot gibidir. Ahtapotun bir kolunu kestiğiniz zaman kendi kendine o kolun aynısı çıkabilir. Ben de öyleyimdir. Kalbim kendini çok kolay tazeler. Ben özden sevmediğim, değer vermediğim hiçbir şey yaşamadım bugüne kadar. Dolayısıyla benim kalbim bu kadar müsamaha göstermiş bana bugüne kadar.

Ayrılık acısı çeker misiniz?
D.R.:
Bende ayrılık acısı olmuyor çünkü önceden hep hazırlıklıyımdır. Dersime çok iyi çalışırım.

Sevgilinizden nasıl bir hediye alsanız mutlu olursunuz?
D.R.:
Çok ilgi duyduğum ama onun ilgi alanına girmeyen bir şeyle ilgili hediye beni çok mutlu eder. Düşünmesi lazım...

Mutlu oldunuz mu hiç bu anlamda?
D.R.:
Çok mutlu oldum. (Gülerek) Hepsine çok teşekkür ederim. Bu konuda şanslıyım ama ben de mutlu etmişimdir. Bu dikkatli seçmekle, ince eleyip sık dokumakla ilgili. 'O da olur, bu da olur, aman ben bunu da yaşayayım, üç gün sonra biterse biter' mantığıyla yola çıkılan bir şeyin çok da sağlıklı ilerleyeceğini düşünmüyorum.

Bundan sonra bir sevgiliden ne istemiyorsunuz?
D.R.:
Erdal Atabek benim hayatımı değiştirmiş biridir. Panomda bir yazısı var benim için söylediği. 'Çocukluk yaşları aramak, gençlik yaşları denemek, orta yaşlar bulmak, son yaşta da bulduğunla yaşlanmak' diye çok güzel bir tablo yaptı bana. O çok doğru... 31 yaşındayım ve ne istediğimi çok iyi biliyorum. Bunu bilmemin nedeni de yaşadığım tecrübeler. Hayatıma giren insanlardan öğrendim birçok şeyi. Şunu söyleyebilirim; kendime ait düzenim, hayatta sahip olduğum en değerli şeyim olan ailem ve arkadaşlarım çok önemli benim için. Müdahale edilmek istemiyorum. Kontörle çizilen bir şey yaşamak istemiyorum. Müdahale ve gereksiz saldırıları sevmiyorum. Kavgadan yoruldum. Bunları istemiyorum.

Özgürlüğünüze düşkünsünüz...
D.R.:
Meğer öyleymişim. Bunu çok geç keşfettim. Kendimi çok iyi kurtardım o konuda. Çünkü benim için herkes birer birey, herkesin bir hayatı var ve kimse kimsenin özgürlüğüne müdahale etmemeli. Saygı, otorite, beraber olmak, sadakat, bunlar bambaşka ama onun dışındaki saldırılar beni rahatsız ediyor.

Peki kendinizde ne hata gördünüz?
D.R.:
Benim hatam herhalde; 'Ben durayım, sen ilerle' gibi bir şey olabilir. Yani ben eve aldığım bir bitkiyi -bazen kendimi de ihmal ederek- nasıl besliyorsam, ilişkide de öyle davranırdım. Artık fazla özverili olmaktan belki vazgeçmiş olabilirim.

Değişmek mümkün mü?
D.R.:
Değişmek mümkün değil ama gelişmek mümkün. Onu yapacağıma eminim. Hem yaşım hem da şu anki konumum buna müsait.


Galeri
 
 


Yorumlar
Siz de Yorumda Bulunun
Yorumda bulunabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir


2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.
"En gösterişli tasarımı giyerdim..."

"Kendimi en sade ve duru halimle görmek isterdim..."
"Kırmızı halıda en iyisi cesur olmak!"
Alman fotoğrafçı Gerrit Starczewski Dans Eden Ayakkabılar kitabında, beş yılda ayaklarını çektiği 400 müzisyenin ruhuna ayna tutuyor.

Arama
Bu Ay Dergide
 
Kendine özgü cool çekiciliğinin yanı sıra gün geçtikçe genişleyen aile...
Marie Claire Video
 
Elie Saab Sonbahar/Kış 2010
Paris Moda Haftası - WireImage Video/Serimaj
Hemen İzle
ERDEM Sonbahar/Kış 2010
Chloe Sonbahar/Kış 2010
Editörden Haberler
 
Istanbul, 16 Temmuz-28 Ağustos...
 
MARIE CLAIRE DUYURULAR
 
Marie Claire
Defileler
 
2010-11
Sonbahar - Kış
Koleksiyonlarının
500 En Çarpıcı Modeli
 
BU HAFTA EN ÇOK OKUNANLAR
EN YENİ HABERLER
ANASAYFA
|
EDITÖRDEN HABERLER
|
MODA
|
GÜZELLIK
|
LIFE STYLE
|
SÖYLEŞI
|
YAŞAM
|
VIDEO
|
BU AY DERGIDE
|
GİZLİLİK
|
KULLANIM KOŞULLARI
|
BİZE ULAŞIN
|
KÜNYE
İlginizi Çekebilecek Diğer Dergilerimiz
|
|
|