|
|
Marie Claire Türkiye
ANASAYFA
EDİTÖRDEN HABERLER
MODA
GÜZELLİK
LİFE STYLE
SÖYLEşİ
YAşAM
YARIşMALAR
Video
BU AY DERGİDE
Kargo grubundan Koray Candemir ve Serkan Çeliköz... Onlarınki cesur ve aydınlık bir yol hikâyesi...
Marie Claire Şubat 2010

Bir döneme damgasını vuran Kargo grubundan Koray Candemir ve Serkan Çeliköz; tüm sevdiklerini, ünlerini, bir anlamda hayatlarını geride bırakarak özgürlüğe yol aldılar bir buçuk yıl kadar önce. Amerika'da tüm egolarından arınan ve her şeye sıfırdan başlayan iki kadim dost, Maskott olarak çıkaracakları ilk albümlerini tamamlamak üzere. Onlarınki bir yol hikâyesi. Birbirlerinden güç alan, birbirleriyle var olan, cesur ve hiç şüphesiz aydınlık bir yol hikayesi...

Mümkün olsa şu an binip nereye giderdiniz?

Koray Candemir: Tropik bir ada çok güzel olurdu, kısa bir süreliğine ama. Bir iki hafta falan...
Serkan Çeliköz: O çok iyi gelirdi ama ben Seattle'a bir gitmek isterim...
K.C.: Seattle'a hep gidersin. Hayal olarak nereye gidersin?
S.Ç.: (Gülüyor) Hayal olarak Cennet'e gitmek isterim.
K.C.: Ama onun için ölmemiz gerekiyor.

Cennet göreceli bir şey.

K.C.: Cennet de cehennem de burada... Ona mı bağlayalım? Çünkü öyle olduğuna inanıyorum. Yollayalım çocuğu Cennet'e.
S.Ç.: Otobüs var mı oraya?
K.C.: Otobüs var ağabey: Doğanay Güneş Turizm.
S.Ç.: Zaten bizim otobüslerle ya cennete ya cehenneme gidiyorsun, yollarda kaza durumları falan...

İlk soruya verdiğiniz cevaplar biraz da ruh hallerinizi gösteriyor. Serkan, sen çalışarak mı rahatlıyorsun?
S.Ç.: Çok doğru, ben kendimi Seattle'da çok huzurlu hissediyorum. Elimi attığım anda çalışabilme durumu önemli benim için.

Amerika'da buraya nazaran daha mı çok çalışıyorsunuz?

K.C.: Tabii, orada home studio'muz var. Odalardan çıktığımız anda karşımızda. İstediğimiz an çalışabiliyoruz.
S.Ç.: İstanbul'dayken kısıtlanıyorduk. Atıyorum perşembe günü dört altı arası çalışma yapıyorduk. Yan etkenler de çok burada. Eşler, dostlar...
K.C.: Şimdi Serkan bir şey üstüne çalışırken, ben odamda takılıp onu dinliyorum mesela. Aklıma bir şey gelirse hemen gidip söylüyorum. Kimyasal reaksiyonumuz çok hızlı yani.

Bu yaştan sonra insanın arkadaşıyla yaşaması nasıl bir his?
S.Ç.:
Biz menajerimiz ve eşiyle birlikte dört kişi yaşıyoruz.
K.C.: Herkesin kendine ait katı var, ortada da buluşma alanımız var. Dört katlı bir ev. Çok huzurlu bir yer Seattle, o açıdan çok keyifli ve mutluyuz. Gidebileceğimiz en mantıklı yere gitmişiz Amerika'da.

Seattle'da müziğinizi yaparken nelerden besleniyorsunuz?
K.C.:
: Müziğin ben daha çok çalışılarak elde edildiğini düşünüyorum. Söz yazma, konsepti kurma gibi... Gözlemleyerek bir şeye bağlamak lazım ama her gün çalışırsan zaten doğal olarak bir şeyler çıkarıyorsun. Tabii ki birikmiş şeylerle de alakası var.
S.Ç.: Bambaşka bir kültüre gittik. Hiçbir şey yapma, altı ay boyunca gez, insanlarla tanış, bambaşka bir şekilde etkileyebiliyor senin müziğini bu.

İkinizin beraber çalışırkenki uyumu nasıl?
S.Ç.:
Birbirimizin fikirlerine acayip değer veriyoruz müzik yaparken.

Aslında sanat egosantrik bir şeydir... Ona rağmen böylesiniz öyle mi?
S.Ç.:
Öyle durumlar belki olsa bile o kadar anlayışlıyız ki birbirimize...
K.C.: Nasıl gözüküyoruz dışarıdan?

Sürekli beraber vakit geçiren insanlar biraz sıkılırlar ya birbirlerinden. Siz hiç öyle durmuyorsunuz.
K.C.:
Bayağı karı koca gibi olduk, biliyorum. (Gülüyorlar.)

Karakterleriniz de farklı görünüyor. Biriniz daha sakin, diğeriniz...
S.Ç.:
Zıpır.
K.C.: Zıpçıktı.

Senin hiç göstermediğin bir 'zıpır' tarafın var mı Koray?
K.C.:
Bir grubun üyesiysen ve uzun süredir müzik yaparsan, turneler oteller falan, zaten geyik potansiyelin gökyüzüne çıkıyor. Onun getirdiği bir kondisyon var bende. Ama Serkan daha sıkılgandır, eğlenmeyi sever, ciddi kalamaz.
S.Ç.: Evet, ben çok ciddiye almam hayatı. Belki Koray benden biraz daha ciddi bakıyor ama bir açıdan bu iyi bir şey. Benim fark edemeyeceğim yanlışları o fark edebiliyor.

Bir grubun kalıntıları üzerine yeni bir grup kurmak nasıl bir şey?
K.C.:
Bize; 'Bu kadar senedir bir grup içersindesiniz, gruptan ayrıldınız, niye solo yapmadınız?' diye soranlar oldu.
S.Ç.: Aslında bu ikimizin solosu.
K.C.: Dual proje gibi, ikimizin de birçok tarafını yansıtan bir proje olarak bakıyoruz olaya. Grup olmak da şöyle; bence işi bir çatı altında toplayınca daha samimi oluyor. Öbüründe başka bir star'lık durumu var, isminin üstüne yoğunlaşılıyor. İmajınla o müzikten kopuyorsun biraz.
S.Ç.: Bir de ben tek star'ların hep yalnız olduğunu düşünüyorum.
K.C.: Ego problemleri oluyor. Zor yani...
S.Ç.: Başarıyı ve başarısızlığı biriyle paylaşma fikri güzeldir.
K.C.: Tek başımıza iş yapmak istediğimiz zaman büyük bir lüksümüz var. Çünkü iki kişiyiz, birbirimize hesap vereceğiz, bunu halledebiliriz ama dört kişilik bir grubun kimyasını değiştiremezsin. Onun için solo projeler de olur, Maskott olur, yanında film müzikleri olur, televizyon programı olur, her şey olur. Koray'la Serkan'ın grubu Maskott. Onun haricinde isimlerimizle anılmalıyız... Çünkü Maskott bizim bireysel kapasitemizi, potansiyelimizi, yeteneğimizi yansıtıyor.

Müzisyen dediğin biraz özgür olmalı değil mi?
K.C.:
Türkiye'deki grupların yaşadığı bence en büyük zorluk şu anda söylediğin şey. Maddi ve manevi açıdan özgür olamıyorlar. Manevi olarak söylediğim aile ve çevre baskısı, kendini ifade edememesi...
S.Ç.: Düşünsene beş kişilik bir ekibin karar alıp Amerika'ya gidip yaşamasını...

Kargo'da yanlış olan bu muydu?
K.C.:
Bir kısırdöngüdeydik. Öyle bir kendi kabuğumuza çekildik ki bir ara. Sadece birbirimizi görüyorduk, dünyayla bağlantımızı kopardık. Dedim; 'Biz n'apıyoruz? Saçma sapan bir yoldayız.' Kendi içimizde de devinim yapıp yenilikler yaratmaya çalıştık ama kalabalık ekipler hantaldır, zordur değişim. Serkan'la arkaya baktığımızda o değişimi sağlıklı yapamadığımızı gördük. Onun için böyle çok net bir karar alarak koptuk.

Peki Maskott olarak ne değişti, nasıl bir yol aldınız?
S.Ç.:
Hiçbir zaman; 'Tamam, şimdi yeni bir oluşumdayız, bunun sound'u da böyle olmalı' gibi düşünmedim. Değişimler zamanla ve üstünde çalışarak oluşur. Hiçbir telaşımız yoktu ve kimse bizden o anda bir şey beklemiyordu. Kargo ismi altında olunca belli aralıklarla senden bir şey bekliyor insanlar ve sen o beklentileri karşılamak zorundasın. Şunlar şunlar değişti diye çok net açıklayamam, ama tepkiler Maskott'un farklı bir sound'u olduğu yönünde.

15 yıl önceki halinizi bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?
K.C.:
İlk albüm çıktığında on dokuz yirmi yaşında falandık. Çocuktuk daha... Birçok hata yaptık, onları düzeltmeye çalıştık. Ama şükürler olsun erken başlamanın getirdiği bir güzellik var; hâlâ genciz ve tecrübemiz var.
S.Ç.: Orada bence kontrolsüz bir gücümüz vardı. Kontrolsüz güç bazen güç olmaktan çıkıyor. Şu an neler yapabileceğimizi biliyoruz.

Para kazanmak gibi bir derdiniz yok mu?
S.Ç.:
Var ama basamakların en üstünde değil.
K.C.: Bazı hayallerimiz var... Müzik endüstrisi işlemiyor artık, albümden para kazanılmıyor. Bir yandan da birçok genç rock grubu var. Biz yeni bir sistem kuralım ve bu yeni çıkan grupları da içine alalım istiyoruz. Bunun için para kazanıp, güçlenmek istiyoruz. İşte para kazanalım da altlarımıza Ferrari'leri çekelim, İbiza'da partileyelim istemiyoruz. Aldığımızı yine işimize yatırmak istiyoruz.

İbiza'da partilemek fena fikir değil aslında...
K.C.:
O ayrı, onu yaparız zaten. Bizim amacımız, Porsche alıp Hawaii'de partilemek. (Gülerek) Hawaii yakın. Porsche de çok ucuz ağabey Amerika'da.

Web siteniz bu hayalin bir parçası mı?
K.C.:
Evet, albümü internet ortamında satıyoruz. maskottonline.com'a üye oluyorsunuz; video, fotoğraf, şarkı ne varsa indiriyorsunuz.
S.Ç.: İçerik çok geniş. Mesela oradaki hayatımız videoya çekildi, her şeyimiz... Atıyorum bir ev partisinden tutun yemek yememize kadar... İnsanlar web sitemizden buradaki hayatımıza tanık oluyorlar.

Peki her şeyi geride bıraktınız burada; ailenizi, arkadaşınızı...
S.Ç.:
Sevgilimizi... K.C.: Benim bırakacak bir şeyim yoktu, ben rahattım.
S.Ç.: Bu hakikaten kolay bir karar değil.
K.C.: Ben nasıl yaptık hâlâ bilmiyorum.

Sizdeki isteğin şiddetini anlamak için soruyorum, ilişkin ciddi miydi?
S.Ç.:
Çok ciddiydi.

Buna rağmen gittin öyle mi?
S.Ç.:
Evet... Öyle bir noktaya gelmişiz ki her şeyi göze almışız.
K.C.: Biz bayağı sıyırdık. Zaten Kargo'dan ayrılmamız bizi başka bir moda soktu. Düdük gibi olduk. Sudan çıkmış balık gibi kaldık... Her şey gitti.
S.Ç.: İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri ama 33 yılda insanı çok yıpratabiliyor ve belki de bu kadar rahat bırakmamızın nedenleri arasında bu baskının çok büyük payı vardır. O yüzden ben gittiğimde orada tekrar bir nefes almaya başladım. O beni acayip kendine getirdi.

Peki neden Seattle?
S.Ç.:
Bizim menajerimiz Seattle'da yaşıyor. O; "Gelin bir ay kalın sizin için de hava değişikliği olur" deyip bizi çağırdı. Yoksa biz bavulumuzu toplayıp; 'Amerika'ya gidiyoruz' demedik. Yoksa New York'a gidebilirdik. Seattle'ın havasını görünce biraz daha kalalım, biraz daha kalalım oldu, bu noktaya kadar geldi.

Ve her şeye sıfırdan başladınız...
S.Ç.:
Evet, buradan gitmeden önce 15 bin kişiye çalan, çok büyük prodüksiyonlar yaptıran insanlardık. Sahneler kurulmuş, ışıklar kapatılmış, sis basılmış, acayip karizma bir şekilde sahnedeyiz, bir dediğimiz iki edilmiyor. Seattle'daysa aletlerimizi kendimiz kuruyoruz. "Sahneye çıktık, hadi başlayalım bari" diyoruz.
K.C.: Sonra toplayıp giderken, klavye taşırken falan fotoğraf çektiriyoruz.
S.Ç.: Acayip keyifli bizim için.

Bu ruhla aşk yaşayabildiniz mi Seattle'da?
S.Ç.
: Amerika'da aşk kısa süreli. Yaşadık ikimiz de...
K.C.: Normal arkadaşlarımızla da bizdeki gibi Akdeniz ruhuyla derinden bağ kurma, sarılma gibi durumlar olamıyor. Her zaman beraber olduğumuz üç Amerikalı arkadaşımız var.

O kadar birbirinize bağlı yaşıyorsunuz ki, hayatınıza birilerinin kalıcı bir şekilde girmesi zor gibi geldi.
K.C.:
Bilmiyorum ama bir Amerikalı gelin alsak da müthiş olurdu ya. (Gülerek)
S.Ç.: Açıkçası bunlar çok fazla önceden düşünülecek, kesin kararlarla kurulacak şeyler değil. "Ben asla böyle bir şey yaşayamam" dediğiniz her şey size tokat olarak geri dönüyor.
K.C.: Çok tokat yedik canım öyle.
S.Ç.: 'Yapmam' dersin öyle bir şey çıkar ki. Böyle büyük konuşmaların sonunda hep tokat olur. O anlamda kendimizi sıkmıyoruz.
K.C.: Hala deniyoruz. Benim âşık olmak istediğim insanlar oluyor ama olamıyorum. Çözümünüz var mı doktor hanım? Bir hap, bir şey...

Aşık olmak biraz kendini bırakmak demek.
K.C.:
Doğru. Bizim kendimizi bırakmamızda bayağı problem var. Yaptığımız işin en büyük arızalarından bu.
S.Ç.: Geçmişte yaşadığım hayal kırıklıkları biraz beni engelliyor. Çok güvendiğin harika bir şey oluyor, sonra bir gün bir uyanıyorsun, gitmiş oluyor. Bu biraz insana engel oluyor. Kafanda hep; 'O olmadı, bu niye olsun' gibi aptal şeylere girebiliyorsun ama bunun üstüne fazla düşünmezsen, algıların açıksa olabilir.

İnsan hayatında kaç tane yoğun ilişki yaşayabilir ki?
K.C..:
Birkaç tane yaşar. Bende altı yıllık var bir tane, hâlâ toparlayamadım.

Özel birinin kolay bulunamadığının ne zamandır farkındasınız?
K.C.:
Son üç dört yıl falan oldu.
S.Ç.: Benim zaten çok fazla olmadı, bir tane yaşadım... Bayağı direkten döndüm. Kolay değil işte, hakikaten değil.


Yazı ve styling: Berin Yavuzlar Fotoğraflar: Cihan Alpgiray



Yorumlar
Siz de Yorumda Bulunun
Yorumda bulunabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir


2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.
"En gösterişli tasarımı giyerdim..."

"Kendimi en sade ve duru halimle görmek isterdim..."
"Kırmızı halıda en iyisi cesur olmak!"
Alman fotoğrafçı Gerrit Starczewski Dans Eden Ayakkabılar kitabında, beş yılda ayaklarını çektiği 400 müzisyenin ruhuna ayna tutuyor.

Arama
Bu Ay Dergide
 
Kendine özgü cool çekiciliğinin yanı sıra gün geçtikçe genişleyen aile...
Marie Claire Video
 
Elie Saab Sonbahar/Kış 2010
Paris Moda Haftası - WireImage Video/Serimaj
Hemen İzle
ERDEM Sonbahar/Kış 2010
Chloe Sonbahar/Kış 2010
Editörden Haberler
 
Istanbul, 16 Temmuz-28 Ağustos...
 
MARIE CLAIRE DUYURULAR
 
Marie Claire
Defileler
 
2010-11
Sonbahar - Kış
Koleksiyonlarının
500 En Çarpıcı Modeli
 
BU HAFTA EN ÇOK OKUNANLAR
EN YENİ HABERLER
ANASAYFA
|
EDITÖRDEN HABERLER
|
MODA
|
GÜZELLIK
|
LIFE STYLE
|
SÖYLEŞI
|
YAŞAM
|
VIDEO
|
BU AY DERGIDE
|
GİZLİLİK
|
KULLANIM KOŞULLARI
|
BİZE ULAŞIN
|
KÜNYE
İlginizi Çekebilecek Diğer Dergilerimiz
|
|
|