Arka Sokaklar'daki aksiyon sahneleriyle dikkat çeken Berk Oktay başarısına rağmen; 'Modelden oyuncu olmaz' eleştirisinden şikayetçi...
Marie Claire Şubat 2010
Ancak tüm enerjisini yeteneğini geliştirmeye ayırmaktan da vazgeçmiyor. Berk Oktay hırslı, istekli ve tuttuğunu koparan yeni nesil jönlerden. Hem aşkta hem de işte...
2003 yılında Best Model of Turkey yarışmasını kazanan Berk Oktay; Tatlı Bela Fadime ve Akasya Durağı'ndaki oyunculuğu ile hafızalarımıza kazınmıştı. Yeni sezonda ise Arka Sokaklar dizisi ile karşımıza çıkıyor. Dizideki aksiyon sahneleri için yazın ciddi bir diyet yapan ve on kilo veren Oktay, modellikte elde ettiği başarıyı oyunculukta da sürdürmek için öncelikle kendine yatırım yapıyor. 'Modelden oyuncu olmaz' diyenlere de kırgın bir dille cevap veriyor.
Marie Claire: 2003 yılında Best Model of Turkey seçildiniz ve ardından yurtdışı maceranız başladı. İtalya, Fransa ve Tokyo'da birçok ünlü markanın defilelerinde yer alıp, reklam yüzü oldunuz. Modellik kariyerinizde yükselirken, Türkiye'ye neden ani bir kararla geri döndünüz? Berk Oktay: Yedi yıla yakın modellik yaptım. Bu işe başlarken bir hedefim vardı ve o hedefime kadar yükseldim. Artık doyum noktasına gelmiştim ve aileme yurtdışına giderken Türkiye'ye dönüp üniversiteyi bitireceğime söz vermiştim. Modelliğe başlarken eğitimime iki yıl ara vermiştim. Paris'te yaşarken öyle bir an geldi ki, modellik kariyerimde o günkünden daha fazla yükselemeyeceğimi fark ettim ve verdiğim sözü tutmak için geri döndüm.
Türkiye'ye döndüğünüz ve modelliğe devam etmek yerine tercihinizi oyunculuktan yana kullandınız. Nasıl başladı oyunculuk macerası? B.O.: Aile dostlarımız sayesinde Türker İnanoğlu'nu tanıyorduk. Üniversite eğitimimi tamamladığımda kendisi beni aradı. 'Nehir Erdoğan ile Tatlı Bela Fadime adlı bir dizi çekmeye başlayacağız. Orada senin oynamanı istiyorum' dedi. Düşündüm ve 'olur' demeye karar verdim.
Nasıl hazırlandınız ilk rolünüze? B.O.: Çekimler başlamadan kısa süreliğine TÜRVAK'ta oyunculuk eğitimi dersi aldım. Zaten modellikten dolayı kameralara aşinaydım; ama tabii ikisi aynı şeyler değil. Bir tanesinde sabit durup kameraya bakmanız gerekiyor, diğerinde ise kamera yokmuş gibi... Başarısızlıktan korktunuz mu hiç? Sonuçta bambaşka bir kariyerdi sizin için. B.O.: İnanılmaz heyecanlandım. Herhalde dizi yönetmenleri de böyle olacağını düşünerek dizinin çekimlerinin başladığı ilk gün rahatlayayım diye bana sahne yazmamışlardı. Sete gidip ilk günkü çekimleri izledim. Ortamın havasını soludum. Düşünsenize bir gün önce hiçbir şey yoktu ve ertesi gün sete gidiyorsunuz, kamera size 'hadi oyna' diyor. Set işleyişini canlı görme şansına sahip oldum ama istediğim kadar izleyeyim ilk kez kamera karşısında geçicince yine inanılmaz heyecanlandım.
Setteki diğer oyuncular size bu konuda yardımcı oldu mu? B.O.: Herhalde tedirginlikten bir sahnede omuzlarım düştü. Nehir de bunu fark edip yanıma gedi. Bana; 'Dikil bakalım. Başrol oyuncususun. Dik durman lazım' dedi. Kendime geldim. Sonuçta set ortamındaki insanların pası da çok önemli. Sağ olsunlar yardımlarıyla, tiyatro oyuncularının katkılarıyla çok şey öğrendim. Daha sonra da Akasya Durağı ve Arka Sokaklar geldi. Kendinizi oyunculuk açısından geliştirmek için neler yapıyorsunuz? B.O.: Workshop'lara katılmayı çok istiyorum. Her oyuncunun bunu yapması gerektiğini düşünüyorum. 30 yıllık köklü bir kariyeriniz olsa bile... Bizim işimizde maalesef zamansızlık diye bir mefhum var. Bu röportaja gelirken bile ucu ucuna yetişebildim. Sabah erken sete gidiyoruz, akşam ne zaman döneceğimiz belli değil. Yazın da çok az boşluğumuz oluyor. İnsanın biraz kendini yenilemesi ve kafasını boşaltması için tatil yapması lazım. İşimiz dışarıdan çok kolay gibi görünse de beyin olarak çok yorucu. Ancak workshop'lara zaman ayırıp mutlaka kendinizi eğitmelisiniz. Bunu bir şekilde dengelemek lazım. Bu yaz inşallah katılacağım. Arka arkaya farklı projelerde yer aldınız. Bir karakterden diğerine geçiş zor oldu mu? B.O.: Tatlı Bela Fadime'de çok zengin, biraz şımarık bir armatörü canlandırıyordum. Akasya Durağı'nda maddi durumu yerinde olmayan, annesine bakmak ve okul parasını çalışarak çıkarmak zorunda olan bir taksi şoförünü oynadım. Bu ikisinin arasındaki geçiş süreci sadece dört gündü. Başka bir karaktere geçmek için çok kısa bir süre. Yılların oyuncusu ya da tiyatro kökenli olursunuz o zaman belki mümkündür. Benim için değildi... Kafamı toparlayacak, taksi şoförlerini ayrıntılarıyla inceleyecek zamanı dahi bulamamıştım. Arka Sokaklar'a geçerken ise hiç zorlanmadım. Geçen yıl Akasya Durağı'nda çok kilo almıştım. Yaz boyunca bu aksiyon sahnelerinde rahat hareket edebilmek için on kilo verdim. Zorlanmıyorum. Bol bol spor yapıyorum. Spor yapmaya zaman bulabiliyorsunuz... B.O.: İşten kısma imkânım yok, bu yüzden spora gitmek için uykumdan fedakârlık yapıyorum. Beş saat yerine dört saat uyuyorum. Çok sağlıksız biliyorum ama işten çıkınca spora gidecek gücü kendimde bulamıyorum. Sabahları kalktığımda güne başlarken yapmak daha rahat. Uyandığım zaman sabah hemen spor salonuna koşuyorum. Hâlâ istediğim seviyeye gelemedim vücut konusunda.
Oyunculuk mu daha tatmin edici, yoksa modellik mi? B.O.: Oyunculuk modellikten daha çok tatmin ediyor. Kaşınızın hareketine kadar tüm mimikleriniz kameraya yansıyor. Modellik o anı donduran bir şey, oyunculuk ise devam ettiren. Biri hayat diğeri cansız bir madde. Oyunculuktan daha büyük bir keyif alıyorum. Modelliği de dergi çekimleri sayesinde dönme fırsatına sahip oluyorum ara sıra...
Oysa; 'Modelden oyuncu olmaz' gibi bir klişe de var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? B.O.: 'Modelden oyuncu olmaz' diye boş konuşuyorlar. Eski Yeşilçam oyuncularının hangisi konservatuarda okudu. Eminim okuyanlar vardır ama çoğunluk değil. Bakarsanız o zamanki çoğu jön alaylıdır. Tiyatroculara saygı duyuyorum ama bana kızmasınlar, çoğu kendine bakmıyor ve spor yapmıyor. Onlar da kendine baksın, böylece jön kategorisindekilerin hepsi tiyatro kökenli olsun. Arz talep meselesi tamamen. Bir devlet tiyatrocusu çok sevdiğim ağabeyim bir röportajında; 'Bütün dizilerdeki başrol oyuncuları model ve beğenmiyorum' demişti. Bakın Kıvanç Tatlıtuğ, Tolgahan Sayışman, Mehmet Akif Alakurt, Kenan İmirzaliğlu ve ben... Hepimiz modellikten gelmeyiz ve çoğumuzun dizisi de en iyiler arasında. Her insan kendini eğitebildiği sürece ve biraz yeteneği varsa başarılı olur diye düşünüyorum.
Belki de modellerin hepsinin jön olmasında ekranda hoş durmanızın da oyunculuğunuz kadar önemi var. B.O.: Bence tüm dünyada ülkemizde olduğu gibi görsellik çok önemli. Sonuçta ekrana iş yapıyorsunuz ve insanlar hoş şeyler görmek istiyor. Güzellik çok göreceli bir kavram. Kendime yakışıklıyım diyemem ama bir kısma göre çok yakışıklıyım, başka bir kısma göre çirkin olabilirim. Bir kişinin sizi yakışıklı olduğunuz için seyredip seyretmediğini bilemezsiniz. Sokaktaki insanlardan neler algılıyorsunuz? Fiziğinizin önemi var mı onlar için? B.O.: Bizim insanımız çok sıcakkanlı ama televizyonda gördüğü her şeyi gerçek sanıyor. Oynadığımız karakterleri biz sanıyorlar. Armatörken başka konuşuyorlardı, taksicyken 'taksin nerede? Bizi şuraya atsana' diye konuşuyorlardı. Şimdi polisken 'merhaba komiserim' gibi konuşmalar oluyor. ' Hoşuma gitmiyor' desem yalan olur. Ruhumu okşuyor. Ben çok hırslı ve istekli bir insanım. Yaptığım işin izlenildiğini insanların bana verdiği sevgiden anlıyorum. Ben bunu alamazsam üzülürüm. Olumlu bir şekilde aldığım için de mutluyum. Olumsuz eleştiriye de sonuna kadar açıyım. Kendimi geliştirmek için bu çok önemli. Kendimi hiç beğenemeyen bir tipimdir. Oyunculuk anlamında... Hep bir şeyler koymam gerekiyor gibi geliyor üstüne. Galiba biraz da burcumun etkisi. Akrep burcuyum. Hırslıyım, istekliyim ve tuttuğunu koparan bir insan olduğum için kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Konu aşk olunca da bu kadar hırslı mısınızdır? B.O.: Hayatıma birini sokmam çok zor oluyor. Benim bir duvarım var. Yaptığım işten mi yoksa ben olduğum için mi seviliyorum? Tabii ilk anda işimden dolayı ilgisini çekmiş olabiliyorum. Karışık bir durum anlayacağınız. Sürekli iki kişilik düşünmek lazım bu da beyni yoruyor. Açıkcası yelkenleri çok çabuk suya indirebilen bir tip değilim. 11 yıldır şov dünyasının içerisindeyim. Yaşadığım insani ilişkiler, iki ilişkiler ve özel ilişkilerimden yaşadığım deneyimler belki beyni böyle motive ediyor ama zor kadınlardan hoşlanıyorum, karşımdakinin beni zorlaması hoşuma gidiyor. En az onlar kadar ben de zor olabiliyorum, bunun farkındayım. Şu anda hayatınızda biri var mı? B.O.: Özel hayatıma dikkat eden bir insanım. Yine aynı yere geliyoruz, bizim insanımız dizileri gerçek gibi yaşıyor. Dolayısıyla bir izleyici beni ekranda beğenerek izliyorsa; sokakta alkollü ya da yanımda farklı kadınlarla görürse antipati duyabilir diye düşünüyorum. Aşk çok enteresan bir olgu... Hayatımda bir ya da iki sefer yaşadım. İnsanın kendi kendine acı çektirmekten haz duyduğu tek olay herhalde. Zorlaştıkça keyif veren ve peşinden koşturuyor. Tadılması ve hissedilmesi çok güzel bir duydu. Umarım bu duyguyu tatmaktan keyif alabileceğim biri çıkar karşıma.
Debora Zakuto Fotoğraflar: Jamtul
NPB
"Modelden oyuncu olmaz!" söylemine katılmasam da Berk beyin "Arka Sokaklar"daki ve "Akasya durağı"ndaki başarısız performansları düşünülünce böyle bir röportaj yapması komik geliyor doğrusu..Bence kendisini çok geliştirmesi lazım.Hiç kendisini izlemiyor mu acaba merak ediyorum.