|
|
Marie Claire Türkiye
ANASAYFA
EDİTÖRDEN HABERLER
MODA
GÜZELLİK
LİFE STYLE
SÖYLEşİ
YAşAM
YARIşMALAR
Video
BU AY DERGİDE
Eski, bildik şarkılar onun yorumuyla başka bir tat veriyor. Serinin ikincisi için stüdyoya giren Göksel'le kelimeler üzerinden hayatını konustuk.
Marie Claire Aralık 2009

Bu yaz en çok Göksel dinledik. Hatta insanlar onun sayesinde unuttukları bir alışkanlıklarını kazandılar ve birbirlerine CD hediye eder oldular. Göksel'in son albümü Mektubumu Buldun mu?'ya kayıtsız kalmak mümkün değil çünkü.


Sabır
"Aslında sabırsızım, çok sabırsızım... Hiç unutmuyorum bunu bana ilkokul öğretmenim söylemişti. Kulağımda çınlar onun sözü böyle telaş ettiğim zamanlar. Kendim telaşlanırken yanımdaki insanları da telaşlandırıyorum. Çok sevmediğim bir huyum. Bizim işte hep sabretmeni gerektirecek şeyler oluyor. İlk çıkış şarkım Sabır'dı. O zaman anladım ki bu işe devam edeceksem sabırlı olmalıyım. Sabır biraz da o duygularla yazılmış şarkıydı. Çok beklemiştim çünkü ilk albümü." "Albüm sürecinde çok heyecanlı oluyorum. O aslında iyi bir şeye dönüşüyor, kötü bir şeye dönüşmüyor hiçbir zaman. Herkesi motive ediyorsun. O da inşallah hiç azalmaz. Ama şunu da söylemeliyim; müzik piyasasında kendi bildiğim yolda kimlik oturtmak için uzun bir zaman gerekti. Bunda da oldukça sabırlıydım, kendi yoluma baktım, başka hiç bir şeyle ilgilenmedim. Bu da büyük bir sabır gerektiriyor."

60'lar / 70'ler
"İsterdim ama 60'ları yaşayamadım. Çocukluğum 70'ler de geçti. İlginç bir hayatımız varmış. O Çiçek Çocuklar'ın masumiyet dönemi, mavi minibüsler, uzun saçlı insanlar, o kıyafetler bir çocuk için çok eğlenceliydi. Bugün dönüp baktığımdaysa gerek modayla gerek mimariyle ilgili olarak o zamanın estetiğini bambaşka buluyorum. Daha özenli, daha yumuşak ve zarif çizgiler var o dönem. Kadınlar da daha zarif, daha güzel. 70'lerin bu özelliği beni heyecanlandırıyor."

Masumiyet

"80'ler ve sonrası her şey kirlendi, masumiyet geride kaldı. Şimdi çocuklar masum, âşıklar masum, ama bazen âşıklar bile masumiyetini kaybedebiliyorlar. Onun için 'ilk aşklar' masum diyebiliriz. Ondan sonra öğreniyorsun, gardını alıyorsun, birtakım hesaplamalar yapıyor, davranış şekilleri belirlemeye çalışıyorsun kafanda. Halbuki ilk aşkta öyle olmuyor."

Aldatmak
"İnsan bazen kötü şeyler yapabiliyor. Bir açıdan çok masum gibi görebilirsin ama hepimizin içinde bir şeytan var aslında. Herkesin aldatabileceğini düşünüyorum, ama bana sorarsan ben bugüne kadar hiç kimseyi aldatmadım. Karşımdakine karşı hissettiğim sorumluluk duygusundan, incitme korkusundan... O yüzden ben kimseyi aldatmadım ama mutlaka aldatıldım. Bugün de o aldatanlara o günkü kadar kızmıyorum. Zaman geçtikçe aşk içerisinde aldatmanın o kadar korkunç bir şey olmadığını düşünüyorum yani seksüel dürtülerle aldatmanın... Dostun ya da çok sevdiğin bir insan tarafından aldatılma çok daha acıtacak bir şey." "Aldatmış olması o insanın çok kötü bir insan olduğu anlamına gelmiyor. Sadece ilişkinin sürekliliği açısından zarar veren bir davranış bu. Çünkü özellikle erkeklerin sevgi, seks ve aşkla ilgili olarak kadınlardan biraz daha fazla kafası karışabiliyor. Bir kadının bir erkeği aldatması korkunç bir şey gibi gelir ama çok sadık bir erkek inceden bir alay konusu bile olabiliyor."

Evlilik
"Her 30 yaşına yaklaşmış kız gibi evlenmem gerektiğini düşündüm ve evlendim ben de, ama evlilik beni çok mutlu etmedi. Eşimle ilgili bir durum değil, evlilik müessesesi beni çok mutlu etmedi. Başta ben de beraber yaşamakla bir farkı olmadığını düşünüyordum evliliğin ama varmış. İlişki kurumsallaştığı zaman çok zor oluyor ayrılmak. Bir takım kâğıtlarla uğraşıyorsun, mahkemeye gidiyorsun, şahitler gerekiyor... Biz anlaşarak boşandığımız halde çok sıkıntılı bir süreçti. Ayrılık acıtan bir şey zaten. Bir de başkalarının önünde 'Biz yürütemedik' demek..."

Çocuk
"Çok yakınlarım yeni doğum yaptı, kız kardeşim de hamile. Birden bire bebekler girdi hayatımıza. Yakından görünce korkulacak bir şey olmadığını fark ediyorum. Çok büyülü bir şey; mis gibi kokuyorlar, çok masumlar, o zaman içimde annelik duyguları uyanıyor. Anne babaların da çocukla beraber nasıl değiştiğini gördüm. Acayip bir dinginlik geliyor ve hayata başka bakıyorlar. Bir taraftan kabul etmek zor oluyor, sevdiğin insanların değiştiğine şahit oluyorsun. Yine de o bebeğin her şeyi değiştirdiğine tanık olmak da çok etkileyici." "İyi baba olabilecek aynı zamanda âşık da olabildiğim birinden çocuk yapmak isterim. Zor bir şey istediğimin farkındayım ama dünyaya birini getiriyorsan ona karşı sorumluluğun var. Bu sadece aşk için yapılır mı bilmiyorum, sonuçta ona bir baba da veriyorsun."

Şarkı
Yalnız kalıp içime döndüğüm zamanlarda şarkı yazıyorum, o da beni çok mutlu ediyor. Çok karmaşık bir ortamda yaşıyorsam eğer o sırada yazmam aslında mümkün olmuyor. Bittiğinde, dışarıdan bakabildiğin durumda yazabiliyorsun çünkü artık o duygudan geçmiş oluyorsun. İstediğin her şey çok kolaysa ne yazabilirsin ki? Hayatın bazen sertçe vurması gerekiyor derin hissedebilmek için. Ne kadar derin hissediyorsan, o kadar derin yazabiliyorsun. "Şarkı yazarken aşk tabii ki ön planda oluyor. Aşk yaratıcılığı besleyen bir şey ama başka şeylerden de doğabiliyor şarkılar. Bir kadının doğum yapmasının yaratıcılığı çok desteklediğini okumuştum. Doğum yapmak çok güçlü büyük bir deneyim çünkü."

Depresyon
"Ben de zaman zaman depresyona girenlerdenim. Depresyona girmekten kaçınan insanlar üzülmekten kaçıyorlar ama sonunda başka zaman başka bir şekilde çıkabiliyor senden bu duygular. Yaşadığın üzücü bir olay varsa onun duygusunu sonuna kadar yaşamak lazım.İleriki hayatına daha sağlıklı devam etmek için kaçmamak lazım bundan. Ben duygularımı yaşamaktan korkmuyorum, o yüzden depresyona girebiliyorum. Bazen mevsimsel faktörler de etkileyebiliyor. Hiçbir zaman uzun süre depresyonda kalmadım ama. Bunun sebebi de işimi çok sevmem. Bir şey üretirken işim beni çıkartıyor diplerden."

Güç
"Dışarıdan kırılgan görünmeme rağmen bazı şeyler hoşuma gitmiyorsa gerekeni yaparım. Mesela geçtiğimiz dönemde ciddi şeyler yaptım. Kurulu sistemim vardı; plak şirketim, eşim, menajerim, prodüktörüm, bir şey beni mutsuz ediyordu. Özgürlüğümü kaybetmiş gibi hissediyordum. Her şeyi bırakıp gittim. İnsanlar şaşırdı; 'Nasıl yaptın, acaba nasıl olacak?' gibi bir sürü soru işareti belirdi. İnsanların endişesi beni de zaman zaman endişelendirdi, ama hayatta tek başına durup yeni sayfa açabildim. Ona baktıkça kendimi güçlü hissediyorum."

Sahne

"Kendimi ifade edebildiğim yer sahne. Geçen gün birisi bana; 'Çok şaşırıyorum sizi sahnede görünce' dedi. Aslında orada ekstradan bir şey yapıyormuşum gibi gelmiyor. Tam tersi en rahat olduğum yer sahne olduğu için içimden öyle bir kadın çıkıyor, daha gerçek bir kadın çıkıyor. Hayatta beni en çok mutlu eden şey sahnede olmak. Pek çok şarkıcı da aynı şeyi söylüyordur."
"İlk şarkı söylemeye başladığım dönemden hatırladığım çok yetenekli arkadaşlarım var. Onların bir kısmı bıraktılar, devam etmediler. Düşünüyorum nedenini. Demek ki ben daha çok âşıktım müziğe."

Emel Kurhan
Çok güzel bir tesadüf sonucu tanıştık Emel'le. Marie Claire'e senin çektiğin bir küresel ısınma konusu vardı, o çekimde tanıştık Emel'le. Yazbukey'i beğenerek takip ediyordum. Sonra Emel'den klip için aksesuar istedim. Aramızda güzel bir dostluk oluştu. Konserlerde bir takım fikirler vermeye başladı bana. Derken profesyonel olarak çalışmaya başladık. Son albümümde görsel sanat yönetmeni Emel. Kartonetten fotoğraflara kadar her şeyi o kurguladı. Artık her şeyi Emel'e danışıyorum ne giyineceğimden tutun da klip çalışmasına kadar. Beni bu kadar iyi tanıyan biriyle çalışmak büyük avantaj." "Emel'le birlikte daha kendim gibiyim. Beğenilerim doğrultusunda bana ufak şeyler gösteriyor. Bir kadın olarak kendimi şu an çok daha güzel buluyorum. İki üç yıl öncesine göre biraz daha bana uygun elbiseler giydiriyor. Zaten fiziksel olarak da bugünün dal gibi incecik kızlarına değil de, o yılların balık etli kadınlarına benziyorum. Dolayısıyla o dönem elbiselerini çok daha rahat taşıyorum."

Mutluluk
(Son kelimeyi Göksel seçiyor.) "Mutluluk... Hayatta her şeyi mutluluk için yapıyoruz. Başka hırslar ortaya çıkıyor, kafamız karışıyor ama sonuçta hep mutluluk arıyoruz. 'Bir dilek tut' derler ya, ben hep mutlu olmayı dilerim. Maddesel bir şey dileyebilirsin ama seni mutlu etmedikten sonra bunun hiçbir önemi yok. Ben her şey için mutluluk diliyorum." "Hayatımda biri yok. Evet, çok besleyici bir ilişki insana mutluluk verebilir ama ilk başta çok mutluluk verip, daha sonra müşkül durumlar da oluşabiliyor. O yüzden ben her zaman sadece mutlu olmayı diliyorum."

Galeri
 
 


Yorumlar
Siz de Yorumda Bulunun
Yorumda bulunabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir


2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.
"En gösterişli tasarımı giyerdim..."

"Kendimi en sade ve duru halimle görmek isterdim..."
"Kırmızı halıda en iyisi cesur olmak!"
Alman fotoğrafçı Gerrit Starczewski Dans Eden Ayakkabılar kitabında, beş yılda ayaklarını çektiği 400 müzisyenin ruhuna ayna tutuyor.

Arama
Bu Ay Dergide
 
Kendine özgü cool çekiciliğinin yanı sıra gün geçtikçe genişleyen aile...
Marie Claire Video
 
Elie Saab Sonbahar/Kış 2010
Paris Moda Haftası - WireImage Video/Serimaj
Hemen İzle
ERDEM Sonbahar/Kış 2010
Chloe Sonbahar/Kış 2010
Editörden Haberler
 
Istanbul, 16 Temmuz-28 Ağustos...
 
MARIE CLAIRE DUYURULAR
 
Marie Claire
Defileler
 
2010-11
Sonbahar - Kış
Koleksiyonlarının
500 En Çarpıcı Modeli
 
BU HAFTA EN ÇOK OKUNANLAR
EN YENİ HABERLER
ANASAYFA
|
EDITÖRDEN HABERLER
|
MODA
|
GÜZELLIK
|
LIFE STYLE
|
SÖYLEŞI
|
YAŞAM
|
VIDEO
|
BU AY DERGIDE
|
GİZLİLİK
|
KULLANIM KOŞULLARI
|
BİZE ULAŞIN
|
KÜNYE
İlginizi Çekebilecek Diğer Dergilerimiz
|
|
|