Bade İşçil; gerçek hayatta da renkli fakat sivri dilli olmaktan çok nezaketi, Batılı görünümü ve düşünce yapısı ile dikkat çeken bir oyuncu...
Marie Claire Aralık 2009
Ezel dizisinde canlandırdığı asistan tiplemesi özetlenirken; "becerikli, iş bitirici, biraz geveze, biraz da sivri dilli fakat kesinlikle renkli bir kadın" deniyor. Bade İşçil; gerçek hayatta da renkli fakat sivri dilli olmaktan çok nezaketi, Batılı görünümü ve düşünce yapısı ile dikkat çeken bir oyuncu... Bu kez kendisiyle kelimelerin izini sürerek, eğlenceli bir beyin fırtınası estirdik.
Şarap İçmek: "Şarap; adımın anlamı olduğu için mi bilmiyorum, çok nadir alkollü içki tüketen biri olmama rağmen seviyorum. Kış aylarında kırmızı şarap içmeyi, hatta şömine önünde sıcak şarap eşliğinde kitap okumaya bayılırım. Yazın da buzlu beyaz şarap keyifli anlarımın vazgeçilmezi. Şarap içerken peynir çeşitleri, üzüm, kuruyemiş ya da önemli bir yemekteysem, yemeğe uygun bir şarap tercih ediyorum."
Yaz Mevsimi: "Yaz ayları; deniz, kumsal, güneş... Düşüncesi bile içimi aydınlatıyor, o kadar pozitif ki... Yazın yeniden doğuyorum sanki... Yaz benim için günleri daha uzun yaşayıp, vücuda hamallık yaptırmadan giyilen incecik giysiler ve tatil demek. Kış tatillerimde bile yaz mevsiminin yaşandığı ülkeler ilk tercihim olur. Ben enerjimi güneşten alırım."
Okumak: "Bilmediğimi öğrenmek, yeni karakterler tanımak, başka yerde ve zamanda olabilmek, kendimle sohbet etmek demek. Okumayı çok seviyorum; her türlü kitabı okurum. Bazı kitaplarımı, daha çok da okurken sürükleyici bulmadığım, yarım bıraktıklarımı bir yerlere bırakırım ki belki severek okuyacak biri sahiplenir diye... Kitaplarını takip ettiğim yazarlar da var tabii ki; Noam Chomsky, James Patterson, Sean Michael, Paulo Coelho ve Gabriel Garcia Marquez başı çekiyor..."
Kısa Saçlı Olmak: "Çok rahat...Yıkıyorum, çıkıyorum. Kendimi kısa saçlıyken seviyorum."
Film İzlemek: "Çok film izlerim. Evimde zengin bir DVD arşivim var. Sinemaya zaman buldukça gitsem de en çok evimin rahatlığında izlemeyi seviyorum."
Sette Olmak: "Soğukta üşüdüğünü fark etmeyecek, saatlerin nasıl geçtiğini anlamayacak kadar keyifli. Çalışma alanım..."
Yılbaşının Yaklaştığı Günler: "Yeni hayaller ve umutlar içindeyim."
Genç Bir Oyuncu Olmak: "Konuşmayı yeni öğrenen bir çocuk olmak gibi... Aslında hep gözlemlemiş, duymuş, fark etmiş, düşünmüş ya daanlamışsınızdır çevrenizde olup bitenleri ama dile getirememişsinizdir ya da ben öyleyim şimdilik. Belki tam olarak anlatamıyorum demek istediklerimi ama zamanla daha zor cümleler kurabileceğimi biliyorum ve bunun için çalışıyorum."
Ezel'de Oynamak: "Ezel; yapım şirketinden senaristlerine, yönetmeninden oyuncularına, set ekibinden yayınlandığı kanala kadar her aşaması ve ayrıntısı ile çok başarılı bir proje ve böylesine olağanüstü bir projede yer almak benim için inanılmaz gurur verici."
Facebook Kullanmak: "Kullanmıyorum! Adıma açılan hesapların da hiçbiri bana ait değil."
Spor Yapmak: "Mutluluğun formülü. Her kişinin yemeye içmeye ayırdığı mecburi zaman gibi spora da zaman ayırması gerektiğini düşünüyorum. Sporsuz bir hayat düşünemiyorum."
Aşık Olmak: "İmkânsıza inanmak."
Siyah Küçük Elbise: "Audrey Hepburn ve Tiffany'de Kahvaltı denince akla ilk düşen ayrıntı olsa gerek. Bence her kadının gardırobunda 'olmazsa olmaz' diyeceği kadar önemsediği ve bir siyah küçük elbise yer almalı."
Christian Louboutin: "Muhteşem ayakkabıların tasarımcısı... Rahat ve dayanıklı, cezp edici kırmızı tabanlı! En sevdiğim modelleri Miss Clichy, Lady Lynch, Pigalle, Ron Rons... Hepsi birbirinden güzel!!! Hatta dayanılmaz güzel... Arzu nesnem."
Skinny Jean ya da Tayt: 'Rahat, çok rahat. Deri gibi görünen latex tight'ları özellikle çok seviyorum."
Çantasının İçindekiler: "Cep telefonum, anahtarlarım, ajandam, kalem, kitap, ruj, su ve Grisini."
Marie Claire Okumak: "Modayı takip eden kadınların severek okuduğu, en başarılı dergilerden. Ben de takipçinizim."
Grace Kelly: "İnsanların beni en çok benzettiği, benimse kuğu gibi zarif, duru, asil bulduğum güzel ötesi prenses."
En Eski Eşyaları: "Aslında çok şey var sakladığım. Ya hatırası var, ya çok sevdiğim ya da hâlâ değerlendirip kullanabildiğim şeyler. Saat, giysi, aksesuar, kitap, ne ararsanız..."
Evdeki Bade: "Dışarıdakinden farklı değilim. Ben hep neysem o oldum. Tek fark, evimde çok daha huzurlu oluyorum, ailemle berlikteyim çünkü."
Babet mi Stiletto'mu: "Stiletto tabii ki! Zarafet sembolü... Giyip de içinde kıvranılmadığı sürece son derece şık ve etkileyici. Gelin görün ki ayaklarım ağrısa, eziyet çeksem de stiletto'dan vezgeçemiyorum."
2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.