Bir erkekle yatakta ne kadar mutlu olacağımızı, onunla sevişmeden önce görebilir miyiz? Sorguluyoruz...
Marie Claire Mayıs 2008
Cinsellik; duygusal ilişkinin en zevkli ama aynı zamanda da sorunlara en açık yanlarından biri. Acaba bu sorunları önceden saptamamız mümkün mü?
Bugüne kadar pek çok kadın ve pek çok erkek, gerçekten hoşlandığı kişiyle yatağa girdiğinde umduğunun yarısını bile bulamamış ve derin bir hayal kırıklığına uğramıştır. Oysa bu hayal kırıklığı ihtimalini azaltmak imkânsız değil. Tamam, belki hiç kimsenin yataktaki hali konusunda kesin sonuçlara varamayız ama en azından tahminlerimizi daha gerçekçi verilere dayanarak geliştirebiliriz. Yani bir erkekle yatakta ne kadar uyumlu ve mutlu olacağımızı, kendimize son derece basit birkaç soru sorarak az çok anlayabiliriz. Çünkü bazı işaretler, seksin neye benzeyeceğini bize çok önceden haber verir. Boyunuz onunkinden kısa mı? Tabii ki uzun boylu kadınların kendilerinden kısa erkeklerle sekste mutluluğu yakalayamayacakları gibi bir genelleme yapılamaz, ama erkeğin vücut boyunun daha uzun olması yataktaki uyum açısından hayra alamet. Boy farkı, sevişirken iki vücudun birbirine daha kolay adapte olmasını kolaylaştırır. En azından misyoner pozisyonundayken partnerinizin suratını aşağılarda bir yerde değil, karşınızda bulacağınızdan emin olursunuz.
Ayrıca herhalde ilk öpüşmede başınızı arkaya atmayı öne eğmeye tercih edeceksinizdir! İdeal boy oranı, erkeğin kadından ortalama on santim uzun olmasıdır ama tabii bu, terzi gibi elinizde mezurayla dolaşacağınız anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, son derece çekici bulduğunuz bir erkeğe sırf boyu sizden birkaç santim kısa diye şans tanımamanız diye bir şey de söz konusu olamaz.
Vücutlarınız gerçekten uyumlu mu? Evet, tabii ki her şey boy farkıyla bitmiyor. Daha doğrusu, iki vücut arasındaki uyumu sadece buna dayandırmamız mümkün değil. Bu uyum daha çok, varlığı kendiliğinden ortaya çıkan ya da çıkmayan bir detay. Şöyle ki; insanlar, fiziksel olarak uyumlu olduklarında birbirlerinin görünüşü konusunda da doğal bir farkındalık geliştirirler. Eğer yeni sevgiliniz barda bir içki alıp size verirken bardağı hangi elinize doğru uzattığı konusunda sakarca yanlış anlamalar yaşanmıyor ve o bardak yere düşme tehlikesi geçirmiyorsa, birbirinizin vücut şekli ve hareketleri konusunda bir fikir edinmişsiniz demektir. Ya da yan yana yürürken adımlarınız birbirine uyuyorsa, bu durum ilk yatak maceranız için cesaret verici olarak kabul edilebilir. Bir diğer gösterge de elbette ilk öpüşme denemesidir.
Aynı dili mi konuşuyorsunuz? Burada yine beden dilinden bahsettiğimizi sanıyor olabilirsiniz ama hayır, kelimelerden oluşan gerçek dili kastediyoruz. Her birimiz farkında olmaksızın, aynı dili konuştuğumuzu düşündüğümüz insanlarla arkadaşlık ya da flört ederiz. Özellikle duygusal deneyimlerimizi ifade ederken kullandığımız dil ve seçtiğimiz kelimeler, bizim hakkımızda çok şey anlatır.
Dolayısıyla partnerinizle yatakta ne kadar mutlu olacağınız görmek için, ikinizin kullandığı kelimelerin birbirine ne kadar yakın olduğuna bakmak da iyi bir yol. Yalnız burada küçük bir yanılma payı var! Genel olarak kadınlar, doğaları gereği kendilerini rahatça ifade etmeye, duygularını korkusuzca ortaya koymaya daha açıktırlar. Erkeklerse sohbetlerde çok daha az kelime kullanırlar. Bu sizi yanıltmamalı. Psikologlar tarafından sıkça kullanılan NLP teorisine göre, dünyayı şu üçünden birine göre algılar ve anlamlandırırız: görme, duyma ya da hissetme. Duyan insanlar daha çok, 'Dinle' ya da 'Söylediğini duydum' gibi cümleler kullanırlar. Gören insanların dayanak noktaları ise görsel ağırlıklıdır; 'Bunu görebiliyor musun?' ya da 'Bak şimdi' gibi.
Son grup olarak hisseden insanlar, algıladıklarının ötesinde, bu algılananların kendileri üzerinde yarattığı izlenimlere, yani kendi hislerine odaklanır ve bunları ifade ederler. 'Bu söylediğin bana kendimi çok tuhaf hissettirdi' ya da 'İçinden bir his diyor ki...' gibi. Sevgilinizle sohbet ederken onun ve sizin kendinizi bu üç yoldan hangisiyle ifade ettiğinizi saptamaya çalışın.
Birbirinizi dinlemeyi biliyor musunuz? Bir insanı gerçekten dinlemek, o konuşurken sadece söylediklerine konsantre olmak, onun düşünce dizisini takip etmeye çalışmak, söyledikleri üzerine kafa yormak ve fikir geliştirmek anlamına gelir ama iyi bir dinleyici, kendi fikirlerini ne zaman dile getirmesi gerektiğini de iyi bilen kişidir. Eğer biriniz konuşurken öbürü onun bir an evvel susmasını sabırsızlıkla bekliyor, sürekli sözünü kesiyor ya da 'Sıra ne zaman bana gelecek?' havasına giriyorsa, birbirinizi dinlemeyi bilmiyorsunuz demektir. Yatakta mükemmel uyumu yakalayacağı daha yatağa girmeden belli olan bir çiftin sohbetinde, kadınla erkek aşağı yukarı eşit süreler boyunca konuşurlar. Oysa bir taraf durmadan konuşuyor ve diğeri sürekli dinliyorsa bu, konuşan tarafın sekste aktif ve diğerinin her defasında pasif kalacağını gösterir.
Kokusundan hoşlanıyor musunuz? Yanlış anlamayın; burada kullandığı parfümden değil, vücudunun doğal kokusundan söz ediyoruz. Ne de olsa hoşunuza gitmeyen bir parfümü değiştirmesi için onu ikna edebilir ya da ona her zaman yeni bir parfüm hediye edebilirsiniz ama vücudun kendi kokusu asla değişmez. Bu konuda yapılan araştırmalar, karşı tarafı cinsel olarak çekici bulmamızın ilk şartının fiziksel beğeni değil, bu koku, daha doğrusu kokunun kaynağındaki kimyasallar olduğunu gösteriyor. Yani sevgilinizin ensesini kokladığınızda zevkten kendinizi kaybediyorsanız, hormonal karışımlarınız birbirini tutuyor ve aranızdaki cinsel uyum dört dörtlük demektir!
Dans ederken vücutlarınız birbirine uyum sağlıyor mu? Dans konusunda çok ilginç bir yorum vardır. Yatay arzuların dikey ifadesi olduğu söylenir! Gerçekten de bir erkeğin dans ediş şeklinden ve hızından, onun yatak hali konusunda epeyce fikir edinebilirsiniz.
Duygusal karakter misiniz, yoksa cinsel karakter mi? Bazı insanlar için yatakta duygular, cinsel hazların önüne geçer. Bazıları ise tam tersine, seks sırasında sadece ve tamamen sekse konsantre olurlar. Sevgilinizle ikinizin birden duygusal ya da ikinizin birden cinsel karakter olmanız, yataktaki beklentilerinizin birbirine yakın olmasını sağlayacaktır. Cinsel karakterler vücutlarına fazlasıyla güvenir, onu bir zevk merkezi olarak görür, kendi baştan çıkarıcılıklarını sonuna kadar kullanır ve yatakta yeniliklere daima açık olurlar. Duygusal karakterler için ise seksten çok sekse giden yol önemlidir ve o yolun romantik jestler, müzik, şarap, mumlar ve çiçeklerle süslenmiş olması şarttır. Bu tiplerin, eğer havaya girmedilerse yatağa girmeleri de imkânsızdır. Onlar için her sevişme, duyguların dışavurumu anlamını taşır. Önemli olan, ikinizin seksten beklentilerinin üç aşağı beş yukarı aynı olması. Aksi takdirde her ikiniz de ilk sevişmeden sonra yataktan büyük bir hayal kırıklığı içinde ayrılırsınız.