Eurovision'nda Yunan tanrılarını andıran vücudu ile tüm kadınların gözlerini kamaştırdı. Uğur Yıldıran karşınızda!
Eurovision'dan sonra özellikle kadınlar tarafından büyük ilgi gördünüz. Bekliyor muydunuz böyle bir ilgiyi? Hayır! Sadece on saniye göründüm. Eurovision'un benim için iyi bir başlangıç olacağına inanıyordum fakat bu kadar yoğun bir ilgi de beklemiyordum açıkçası. Eurovision şovundan sonra kahvemi aldım ve konser alanından çıktım. Birden bir kalabalığın bana doğru çığlıklar atarak ilerlediğini fark ettim. Önce neler olduğunu tam olarak anlayamadım, ünlü biri geldi sandım. Hâlbuki bana geliyorlarmış. Nasıl oldu anlamadım. Yarışmadan sonra Moskova'da yürüyemiyordum.
Nasıl başladı dans maceranız? Gazi Üniversitesi Spor Akademisi Jimnastik Bölümü'nü kazandıktan sonra dansla tanıştım. Okula başladıktan sonra, jimnastik çalışırken zorlu dans hareketlerini kolaylıkla yapabildiğimi gördüm. Sokaklarda dans ediyordum. Serseriyim, sokak kültürünü seviyorum, ne yapayım? (Gülüyor)
Keşfedilmeniz nasıl oldu? Bir gün yine sokakta dans ederken Milli Takım Eski Antrenörü Fatih Osman Çelebioğlu buldu beni. Hayatımda o çok önemli bir isimdir. 19 yaşındaydım, beni aldı ve bir dans stüdyosuna yerleştirdi. Orada kalıyordum, temizliğinden de ben sorumluydum, bütün temel dans figürlerini öğrendim. Altı ay içinde evrim geçirdim.Günde 19 saat çalıştığım oluyordu. Sabah kalkıp dansa başlıyordum; vals, Arjantin tango, Latin Amerika, yaklaşık iki buçuk yılda hepsini öğrendim. Beş kez Türkiye şampiyonu oldum.
Daha sonra? Tarkan'la, Kenan Doğulu'yla çalıştım. Kenan'ın Festival albümünün ilk iki yılında konserlerinin koreograflığını yaptım. Tarkan'ın Start The Fire klibi ve güzellik yarışması performansının koreografisini de ben yaptım. Bedük'ün son albüm kliplerinin koreograflığını üstlendim.
Eurovision'a nasıl dâhil oldunuz? Hadise'nin ekibi buldu beni. "Eurovision benim için sanatsal bir anlam taşımıyor, teşekkürler" deyip reddettim önce. Sonra Yonca Evcimik ile Süheyl Atay geldi ve bunun benim için iyi bir aşama olacağına inandıklarını söylediler. Öyle de oldu gerçekten fakat yine de mutlu değilim. Çünkü hiç profesyonel çalışılmadığını gördüm. Çok eski kafalılar. Dünya'da 90'larda yapılan işleri biz daha yeni yapıyoruz. Olmaz, 2010 yılına girmeye hazırlanıyoruz, artık değişmemiz gerekiyor. Benim için bile bile yanlış yapmak kolay değildi. Fakat yine de elimden gelenin en iyisini yaptım. Özür dilerim ama biz dans etmeyi popo sallamak sanıyoruz. Eurovision gibi bir yarışma baştan sonuna kadar yanlış bu açıdan. Çünkü sanatın yarışması olmaz. Sanatın 'en beğenileni' olmaz. Olursa sanat 'sanat' olmaktan çıkar. Şov olur. Sanat hislerle yapılmıyor, herkesin tek amacı para kazanmak.
Benimle Dans Eder Misin Yarışması'na katılmıştınız ama... Evet, biraz da çevremin ısrarlarıyla katıldım. Fakat daha sonra bunun bir dans yarışması olmadığını gördüm. Oy için insanların ajitasyon yapmaları bana çok ters geldi. Ben boynum bükük televizyona çıkıp; 'Bana para lazım, aileme ev alacağım' diyemem, gerekirse başka bir iş yaparım. Bunun için de elendim. Ben bir sanatçıyım. Kendime kolaylıkla 'sanatçı' diyebiliyorum çünkü ben her an sanatla yaşıyorum. Ağırlığını bilen, ne yaptığının fakında olan bir insanım.
Eurovision ekibine dâhil olduğunuz için pişman mısınız gerçekten? Hayır pişman olmadım ama benim zaten bir sürü projem vardı. Bunları şimdi gerçekleştirdiğimde 'Eurovision'dan sonra oldu' denmesini istemiyorum. Eurovision sadece hızlandırdı. Benim zaten yapacaklarım vardı, sadece bekletiyordum biraz. İleride beni bir yazar olarak da görecekler... Bir klipin senaristi de olabilirim, şarkıcı da... Hep şunu söylüyorum; sanat bir bütün ve bize yanlış öğretildi.
2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.