Yalın büyümüş, katılaşmış; yine de vazgeçmemiş aşktan. Yazdığı her yeni şarkıysa hayatın ona armağanı...
Ben Bugün "Evet, Ben Bugün yani Yalın 'bugün'... Bu albüm için 'isyankâr ama sıcak, Güney'e doğru götüren ve tam bunların olduğu anda insanın kalbine değebilen bir albüm' diyebilirim. Hayatımın üzerine bir şeyler söyleyebilecek kıvama daha yakınım artık. Onun için şarkılarda hayatın dayattıklarına isyan eden bir adam var... Önceki albümlerde söyleyemediğim, çekindiğim şeyleri söyleyebiliyorum bu albümde. Bir sonrakinde daha da cesur olacağım muhtemelen."
"Daha tempolu şarkılar var albümde. Bu dönemimde eğlenceli bir şeyler yapmak istedim. Tabii vur patlasın çal oynasın durumu yok sözsel olarak. Dediğim gibi bir isyan durumu var şarkılarda ve bunu en iyi anlatacak olan da biraz daha agresif bir müzikti. Daha eğlenceli, daha etnik bir müzik. Onun dışında önceki albümlerde olduğu gibi yine insanları etkileyebilecek, yer yer ağlatabilecek ya da düşündürüp duygulandırabilecek şarkılardan oluşuyor."
Hayat "Hayatın bir şey dayatmadığı noktada panik olmak lazım; o zaman yaşamıyorsunuz, hayatın içinde değilsiniz demektir. Çünkü hayat, yaşadığınız, bir şeylerin ucundan tuttuğunuz, içine girdiğiniz zaman hiç basit değil. Dolayısıyla bir şekilde yorulmuyorsanız hayatla ilgili veya birtakım engellerle karşılaşmıyorsanız tam olarak içerisinde değilsinizdir ve yaşamıyorsunuz demektir. Bundan korkmak lazım."
"Beş yıl öncesine göre hayatın zorlukları değişti, değişmez mi? İlk albümden önceki dertlerimle şu günkü dertlerim dünya kadar farklı. Dertlerin ölçekleri, şekilleri değişiyor. Ona göre de sizin korunma şekilleriniz, kendi içinde egonuzu rahatlatma şekilleriniz de genişliyor. Onun için esasında her zaman aynı dertlerle, aynı sıkıntıyla boğuşmak zorunda kalıyorsunuz.O zaman öğrencilikle boğuşuyordum, şu anda kariyer savaşında birçok şeyle boğuşuyorum. Bunları alt etmek için de yaşadığım güzel tecrübelerden faydalanıyorum.
"Bizim birinci albümümüz hiç beklenmedik bir şekilde yukarılara çıkınca onu orada tutmak stresi bambaşka bir duyguydu. Beş yılda herhalde bir on yıl yaşlanmışımdır. Dışarıdan görüldüğü kadar 'Oh ne güzel' durumu yok yani. Tabii ki güzel, çok şükür. Buna kimse 'hayır' diyemez. Çok avantajları olan, insanın egosunu çok besleyen bir hayat bu. Maddi kısmına bakmıyorum çünkü herkes bir şekilde para kazanıyor ama her para kazananın kazanamadığı bir şeyler kazandırıyor bu kariyer. Öyle bir tatmin duygusu var ki... Binlerce insan hep bir ağızdan şarkınızı söylüyor size. Bunun verdiği bir tatmin var. Kişinin duyguları, egosu, kişiliği her şeyi besleniyor. Bunu dengede tuttuğunuz sürece mutlusunuz."
2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.