|
|
Marie Claire Türkiye
ANASAYFA
EDİTÖRDEN HABERLER
MODA
GÜZELLİK
LİFE STYLE
SÖYLEşİ
YAşAM
YARIşMALAR
Video
BU AY DERGİDE
Kangroove'dan tanıdığımız Bora Uzer; ilk solo albümü B1'i yayınladı.
Yıllardır İngiltere'de yaşayan ve büyük isimlerle çalışma fırsatı bulan Bora bu kez kendi şarkılarını söylüyor. Enerjisi ve yorumuyla her zaman farkını gösteren Bora Uzer'den Türkçe 'soul' dinlemek bir başka oluyor.

İngilizce söyleyip uluslararası platformda yer almayı hedeflerken Türkçe albüm kararı nasıl alındı?
Açıkçası iki buçuk yıldır daha çok Türkiye'deyim. Bir ayağım hâlâ Londra'da ama burada bir stüdyo kurdum ve çalışmaya başladım. Kenan'a (Doğulu) yeni şarkılar yaptım. Beraber çok iyi bir ikiliyiz. Mazhar Alanson'la, Özkan Uğur'la çalıştım... Çevremdeki herkes yıllardır; "Türkçe söyle" diyordu. Bense dünyaya açılmak istiyordum. Ayrıca kendime Türkçe konusunda güvenmiyordum. Bunun gerçek sebeplerinin biri de bu... Bunca zaman İngilizce söyledim, Türkçe söylemedim. Artık o kadar çok inanmışım ki çok kötü olacağına, Türkçe söyleyemem, çok yapmacık durur diye düşünüyordum.

Sonra nasıl değişti bu fikrin?
Kardeşim Tahsin; "Müzik piyasasında herkesle çalışıyorsun, hakikaten güzel şeyler yapıyorsun. Buradaki insanların da seni anlaması lazım. En azından dene ve görelim" dedi. Benim çok akıllı ve çok iyi bir dinleyici kitlem var. Müzikten anlayan bir dinleyici kitlesi... Ben de; 'Artık o kafadan bir an önce çıkayım' dedim, bir şarkı yaptım, Aramızda Bir Gerginlik mi Var? çıktı ortaya. Sonradan biraz kendime güvenimi kazandım bu şarkıyla ve 'Ben bunu yapabilirim' diye düşündüm. Bir tane daha, bir tane daha derken sekiz parça oldu. Üç tane de İngilizce parça ekledik, B1 çıkmış oldu ortaya. Farklı bir şey yapmak, değişik bir sound yakalamak istiyordum, şimdi çok mutluyum.

Bütün söz ve müzikler sana mı ait?
Evet... Sadece Kenan'la birlikte yazıp söylediğimiz bir şarkı var. Onun dışındakilerin hepsinde söz müzik benim. Aranjmanlar da benim, prodüktör de benim, hepsini ben çaldım, mix'ini kendim yaptım ama arada çalan birçok isim de oldu. Amsterdam'dan çok iyi bir rap grubu ile çalıştım. Jay Collin geldi, onunla bir parça yaptım, buradaki birkaç müzisyen arkadaşım çaldı.

Kangroove devam ediyor mu?
Tabii ki, Kangroove bitmez. Kangroove'un dörtte biriyim ben. Oradaki sound başka. Buradaysa Bora Uzer'im, tek başınayım. O iki ayrı proje. Kangroove albümü de yapıyoruz. Bizi destekleyen, dinleyen o kadar çok insan oldu ki. Bir yere geldiysek, ben albüm yapabiliyorsam Kangroove sayesinde oldu.

Aslında yıllardır üretim halindeydin, birçok şarkı yapmıştın. Albüm için doğru zamanı ya da koşulları mı bekledin?
Aslında her şeyin bir zamanı var. Bundan üç yıl önce böyle bir albüm yapabilir miydim bilmiyorum. Zamanla insanlar gelişiyor, öğreniyor, bilinçleniyor. Ben artık eskiden düşündüğüm gibi de düşünmüyorum. Zaten yazdığım şarkılardan bir tanesi de 'Change is the only thing that does not change' diye bir şarkı, yani değişmeyen tek şey değişim. Aslında ben de değiştim; hayatı daha farklı görüyorum, daha farklı yaşıyorum, yediğim yemekler farklı. Her şey daha farklı ve bu noktaya gelmem de zaman aldı. Daha çok tecrübe kazandım. Yurtdışında yaşadığım zaman yaptığım tüm hatalar doğru yola gitmemi sağlayan bir deneyimdi benim için. Hep söylüyorum; bakmakla görmek, duymakla dinlemek farklı şeyler. Ben gördüğümü zannettiğim birçok şeye baktığımı anladım, duyduğumu zannettiğim çok şeyi sadece dinlediğimi fark ettim. O değişim süreci bana yaradı. Son iki yıl Türkiye'de olmak da çok işime yaradı. Kendi kültürümden, kendi insanımdan çok uzak kalmışım ve özlediğim birtakım şeyleri şimdi yaşıyorum. Kendimi daha rahat hissediyorum artık. Yurtdışındaki sürekli koşturmaca, sürekli bir şeyleri başarma çabası minimale inmiş durumda. Yaptığımı görmek, onu hazmetmek, onunla yetinmek, onunla yoluna devam edebilmek güzel bir şey.

Yurtdışında var olmak daha mı zordu?
Yurtdışı çok zorluydu. Çok zorlandım, çok yalnız hissettiğim zamanlar oldu. Bir hayalin peşinde sürekli koşuyorsun ama arkadaşlarından, ailenden, sevdiğin birçok şeyden uzak kalıyorsun. O insanı çok zorlayan bir etken. Onun dışında şuna inanıyorum; insanların hayalleri çok önemli. Ben 15 yaşından beri bu hayalin peşinde koşuyorum ve heyecanım hiç azalmadı, hep arttı. Onu bulmak, keşfetmek önemli bir şey. İşte o hayal insana her şeyi yaptırıyor. Yurtdışı çok zordu. Adam; 'Sen kimsin ki, senden bu kadar çok varken neden şans tanıyayım, senin farkın ne?' diyor. Sen o farkı gösterebilmek için yıllarca çalışıyorsun, kendini kabul ettiriyorsun. Sonra kabul görüyorsun, devam ediyorsun bir fırsat yakalamak için, koşturuyorsun... Ondan sonra o kadar çok şey deniyor ve o kadar tecrübe kazanıyorsun ki... Çok güzel işler yaptık orada ama 'Acaba başaracak mıyım?' sorusu hep vardı. Türkiye'ye döndükten sonra durup geri baktım yaptığım şeylere. Aslında ben başarmışım; kendi adıma yapmak istediğim gollerin çoğunu zaten atmışım. Hiçbir zaman; 'Çok meşhur olacağım, star olacağım, çok param olacak' demedim. Zaten Kangroove'daki hiçbir insan öyle değil. Biz inandığımız işi yapmak istedik, çok seviyorduk ve o aşk sayesinde bir yere geldik. Hiç albümümüz olmamasına rağmen underground dünyada tanındık, sevildik ve insanlar hiçbir zaman sevgilerini saygılarını esirgemediler. Biz çok şanslı bir grubuz.

Sizi dinleyenler de şanslıdır. Her zaman garantidir iyi vakit geçirileceği...
Sevdiğin işi yaparsan, onu iş olarak görmezsen böyle oluyor. Ben sahnede canlanıyorum, hayata geçiyorum. Sahne benim için çok önemli. Orada olmak, gözlerimi kapatmak, o insanlara şarkı söylemek çok önemli. Kangroove seyircisi bizi dinlediklerini her zaman gösterdiler, biz hiç bardaklara çalmadık. O çok önemli.

Bu şarkı sözleri nasıl çıktı peki?
Hepsinde bir yaşanmışlık var. Bazıları çok gırgırla çıktı. Mesela albümde Keşke diye bir şarkı var. Türkiye'de biri ölür, arkasından; 'Gitti, ah canım vah canım, yandım, bittim' diye söylenen şarkılar vardır. Bir burukluk vardır. Benim de böyle anlarım oluyor. Bazen bir şey yaşıyorum ve o anı görmesini istediğim insanlar oluyor ve 'Keşke burada olsaydı' diyorum. Keşke'de o duyguyu anlatmaya çalıştım. Kürkçü Dükkânı diye bir şarkı var; Döndün geldin yine kürkçü dükkânına / Beni aptal mı sandın, kapattım kapımı açmam bir daha. Sürekli açılan sayfalar, bitmeyen kitaplar vardır ya, o da onlara ithaf edilmiş bir şarkı. Yalan Dolan diye bir şarkı var mesela, albümün ilk şarkısı... Artık etrafta o kadar az dürüst insan var ki. Herkes hayatın peşinde koşuyor ve koşarken nereden geldiklerini ve kim olduklarını unutuyorlar. Sorumlulukları insanı hayata bağlayan, ayaklarını yere bastıran şeydir. Benim için de çok önemli sorumluluklarım. Beni ben yapan şeylerden bir tanesi. Şimdi görüyorum ki insanlar kendi öz değerlerinden bile uzaklaşmışlar. Bunu da o insanlar için yazdım.

Peki Kangroove'un kemikleşmiş kitlesi dışında bir kitle seni ilk kez dinleyecek. Bugüne dek senden haberi olmayan bir kitle... Heyecanlı mısın?
Evet, Kangroove'un ufak bir kitlesi var. Bütün Türkiye'de zorlasan ancak 10 bin kişidir. Bir de beni tanımayan farklı bir kitle var. Ama bu albüm sonuçta bir hikâye ve onların hikâyesiyle bir şekilde bir yerde kesişecektir. İnşallah benim baktığım pencereden bakmak isterler. Bu tabii zaman alacak. Albüm daha çok yeni. Farklı bir albüm. "İyidir, kötüdür" demek bana düşmez. Ben çok mutluyum, yaptığım işle gurur duyuyorum. Yeni bir ses, yeni bir soluk. Benim için de yeni çünkü kendi sesimi daha farklı dinliyorum ve daha farklı yansıtıyorum. Bunu kendi dilimde yapabiliyor olmak da benim için önemli bir başarı. Kendimle ilgili bir çıtayı yükseltmiş oldum. Bu benim için çok önemli çünkü benim yarışım kendimle. Hiç başkasıyla olmadı...

Berin Yavuzlar Fotoğraflar: Bennu Gerede

Nisan 2009



Yorumlar
sserin
deneme123
sserin
test1234
Siz de Yorumda Bulunun
Yorumda bulunabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir


2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.
"En gösterişli tasarımı giyerdim..."

"Kendimi en sade ve duru halimle görmek isterdim..."
"Kırmızı halıda en iyisi cesur olmak!"
Alman fotoğrafçı Gerrit Starczewski Dans Eden Ayakkabılar kitabında, beş yılda ayaklarını çektiği 400 müzisyenin ruhuna ayna tutuyor.

Arama
Bu Ay Dergide
 
Kendine özgü cool çekiciliğinin yanı sıra gün geçtikçe genişleyen aile...
Marie Claire Video
 
Elie Saab Sonbahar/Kış 2010
Paris Moda Haftası - WireImage Video/Serimaj
Hemen İzle
ERDEM Sonbahar/Kış 2010
Chloe Sonbahar/Kış 2010
Editörden Haberler
 
Istanbul, 16 Temmuz-28 Ağustos...
 
MARIE CLAIRE DUYURULAR
 
Marie Claire
Defileler
 
2010-11
Sonbahar - Kış
Koleksiyonlarının
500 En Çarpıcı Modeli
 
BU HAFTA EN ÇOK OKUNANLAR
EN YENİ HABERLER
ANASAYFA
|
EDITÖRDEN HABERLER
|
MODA
|
GÜZELLIK
|
LIFE STYLE
|
SÖYLEŞI
|
YAŞAM
|
VIDEO
|
BU AY DERGIDE
|
GİZLİLİK
|
KULLANIM KOŞULLARI
|
BİZE ULAŞIN
|
KÜNYE
İlginizi Çekebilecek Diğer Dergilerimiz
|
|
|