Blake Lively; 'hatue hippi' olarak tanımlanan tarzı ile gündem maddesi.
Gossip Girl'ün trendometresi en yüksek yıldızı. Sırrı ise genetik olarak aldığı Kaliforniya sarışınlığını, New York'a özgü moda kriterleri ile buluşturmak.
25 Ağustos 1987'de Tarzana Kaliforniya'da beş kardeşten en küçüğü olarak dünyaya gelen Lively; dönem gençliğinin ilgi odağındaki birçok anlayışın özetini sunuyor fenomene dönüşen dizide. Dolayısıyla; Doğu Yakası'na özgü pahalı okul kızı imajını da gerçek hayatta sonuna kadar kullanıyor. Annesi eski model ve oyunculuk coach'u, babası ise yönetmen... Okul korosu, sınıf başkanlığı, ponpon kızlık, parti organizatörlüğü derken başı sık sık derde girince 13 okul değiştirmek zorunda kalıyor. O günlerde; ailesinin desteğine rağmen oyuncu olmak gibi bir düşüncesi yok. Yardımına kız kardeşi koşuyor. Onun adına birkaç seçmeye katılması için uğraşıyor. Sonunda Gezgin Pantolon Kardeşliği'nde Bridget rolünü oynamaya hak kazanıyor. Stilize Başarı Her şey Gossip Girl ile başlıyor. "Dizide Eric Deman ile önce hoşuma gidenler üzerinden geçtik. Ardından o temelin üzerine bana inanılmaz bir tarz oturttu" diyor Blake Lively ve ekliyor; "Yaşımdan büyük giyindiğimi keşfettik. Eskiden hep ablalarımın kıyafetlerini ödünç alırdım. Elbiselerimi de annem dikerdi." Blake Lively'i it girl'ler arasında sokan değişimin Gossip Girl ile şekillendiği su götürmez. "Ben Audrey Hepburn ile Kate Moss arasında bir yerde durmak istiyorum ama son günlerde kendime bakıyorum da sanki Sienna Miller'ın kötü bir kopyası gibiyim. Evet; ona hayranım. Haute couture parçaları bohem kullanmayı onu izleyerek öğrendim" diyor Lively. Derken pırıltıyı sevdiğini fark ediyor. Taşlı 'kırmızı halı' tuvaletlerini, metalik ceketlerini daha sade parçalarla birleştirmeye başlıyor. "Beni eğittiler" diyor ve ekliyor; "Daha önceleri neyi niçin giydiğimi dahi bilmiyordum. Hayatıma skinny jean'ler, mini elbiseler, uzun çizmeler girdi. Bir tek saçlarım ve vücudum Kaliforniyalı kaldı." Onunki gerçekten de stilize bir başarıydı. Sıradan zevklerinin günün birinde glam klasiğe, oradan da haute hippi anlayışa yükseleceği tahmin edilmiyordu ne de olsa.
Hem Gossip Girl adlı dizide hem de gerçek hayatta Penn Badgley ile sevgili... 2004 - 2007 yılları arasında oyuncu Kelly Blatz ile yaşadığı aşkın ardından, kendi değimi ile 'çocukluk arkadaşı ile çalışmak ve sevişmek' de Blake'e huzur veriyor. "Önce arkadaş olmaya önem vermişimdir. Bir de sevilmekten çok sevmişimdir" diyor Lively. Blake İle Çok Özel Harvey Marcus ; Blake Lively'i Gossip Girl'ün setinde yakaladı. Köpeklere olan sevgisinden ve ilk başlarda Serena rolünü nasıl geri çevirmeyi düşündüğünden konuştu... Gossip Girl'ün başarısı seni şaşırttı mı? Sadece Amerika'da değil, başka ülkelerde yakaladığı başarı da şaşırtıyor. Sanki bize büyük bir şaka yapılıyormuş gibi hissediyorum.
İki yıl içerisinde bir stil ikonuna dönüştün ve birçok kişinin ilgi odağı oldun. Tam da; Natalie Portman'ın mı yoksa Mischa Barton'ın mı yolundan gideceğine karar verebileceğin bir noktadasın. Yaratıcılıklarını örnek aldığım ve benzetilmek istediğim daha başka kişiler var. Örneğin Annette Bening ya da Catherine Keener.
Ağabeyin Eric'in seni oyunculuğa ikna edebilmek için Avrupa'da tatile götürdüğü doğru mu? 15 yaşındaydım, o da 21. Harika bir seyahatti. Beni Londra Cambrigde (Zira Harry Potter orada çekiliyordu), Roma, Brüksel, Köln, Floransa ve Paris'e götürdü. Beş yıldızlı otellerden küçük hostel'lere kadar her yerde kaldık. Yine de onunla öğle yemeğine çıkacağım her defasında endişelenirdim. Çünkü sürekli ilerde ne iş yapmak istediğimi soruyordu. Senin ile neden bu kadar çok ilgileniyordu? Ben aileme çok yakın biriyim. Dolayısıyla; kendini babamın yerine koyuyordu sanırım. Eric'in söylediğine göre; o dönemde benim daha kültürlü, ileriyi görebilen biri olmamı istemiş ve dünyayı görmem gerektiğine karar vermiş. Evet bana; 'Dünyada olup biten her şeyi birebir tecrübe edebileceğin bir işin olmalı' derdi.
Hiç tatil aşkı yaşadın mı? Hayır, henüz 15 yaşındaydım!17 yaşına kadar da hiç erkek arkadaşım olmadı benim. Söz aşktan açılmışken... Rol arkadaşın Penn Badgley ile berabersin. Artık herkes biliyor bunu! Evet (gülüyor), herkes biliyor ama ben bu konuda konuşmayı çok da sevmiyorum çünkü sürekli göz önündeyiz, 'bize özel' kalan çok az şey var.
En son ne zaman ağladın? Obama seçimi kazandığında ve geçen akşam Keith Jarrett konserinde Somewhere Over the Rainbow çalarken ağladım.
2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.