|
|
Marie Claire Türkiye
ANASAYFA
EDİTÖRDEN HABERLER
MODA
GÜZELLİK
LİFE STYLE
SÖYLEşİ
YAşAM
YARIşMALAR
Video
BU AY DERGİDE
Zeliha Berksoy'unki operayla, masallarla, sanat aşkıyla geçen bir çocukluk .
İlk Türk kadın opera sanatçısı ve ressam Semiha Berksoy'un biricik kızı olarak dünyaya geliyor, akademik kariyeri ve tiyatro-sinema çalışmalarına ek olarak Semiha Berksoy Opera Vakfı'nı sanat-kültür merkezine dönüştürüyor. Zeliha Berksoy, Resim Heykel Müzesi'ndeki annesinin Bellek Odası'nın kapısını bize açtı.

Nasıl bir şeydi Semiha Berksoy'un kızı olmak?
Çok sıra dışı, orijinal bir yapıya sahip; gündelik yaşamında ise çok realist ve sorumlulukları fazlasıyla üstlenmiş bir insandı. Pratik hayatında yaratıcı yemekleri vardı. Hiç evimizde yemek eksik olmadı. Çok erken kalkardı sabah, hemen resme oturur resim yapar, düşünür, kitaplara bakar, o arada da yemek yapardı. Sabah sekiz gibi evin tüm yemekleri hazır olurdu. Yemeğe misafir seven bir insandı annem. Kapıdan uğrayana; 'Otur yemek ye' derdi. Tabii operaya gidiyor, provaları oluyor, profesyonel hayatı devam ediyor, onun gerginlikleri oluyor ve ardından eve geliyordu... Dışarıda büyük, dalgalı, yoğun bir hayatı vardı; ama evde evin gereklerini yerine getirirdi.

Nasıl bir aile; babanızdan bahsetmek ister misiniz biraz?
Babam, çok yakışıklı, güzel bir adamdı. Annemle kafa ve ruh olarak son derece anlaşan fakat özel hayat olarak asla anlaşamayan bir yapıya sahipti. Çünkü annem daha sanatçı hayatının içinde yaşayan bir kadındı, babamın ise daha burjuva bir hayatı vardı. Aynı evin içinde zaman zaman ayrı saatlerde yaşarlardı. Mesela babam serbest çalışıyordu. İthalat ihracat işinde. İş çıkışı akşam Ankara'nın modern bir hayatı vardı. İş adamları, Ankara'nın ileri gelenleri buluşurlardı. Oradan akşam yemeğine gidilirdi. Tabii annem gece sekizde yatıp sabah beşte kalkardı. Sesini korumak için sigara dumanı olan yere gitmez, geç yatmazdı.

Sanata ilgisi nereden geliyor?
Yedi yaşında piyanoya oturtuluyor annesi tarafından. Babam çok güzel piyano çalardı, hatta konser piyanistliğine kadar geliyor. 1930'lu yıllarda İstanbul'da bir orkestraları var, Robert Kolej'de konserler veriyorlar. Babam da Liszt'in Rapsodileri'ni çalmakla çok ünlü. Lakabı 'Rapsodi Ercüment' İstanbul'da.

Semiha Berksoy ile en büyük ortak noktaları sanat o zaman.
Babam annemin sanatına âşıktı. Babamın halazadesi de Leipzig'de piyano konservatuarını bitirip geliyor. Türkiye'de bunların tam anlaşıldığı yıllar değil. Şimdi düşünüyorumda keşke babam Paris'e gitmeseydi de konservatuarda orkestra şeflik okuluna gitseydi... Tabiatının tamamen zıttı bir işe gönderilmiş. Onun için de mutsuzdu. Annemin üzerinden tatmin yoluna gidiyordu tahmin ediyorum.

Tüm bunlar olurken küçük Zeliha nerede?
Küçük Zeliha o evin içinde kendi kendine dolaşır; resimlere bakar, opera plaklarıyla aryaları oynar... 'Büyümüş de küçülmüş' derler ya, ben tam öyleydim. Bütün hayatım tabii tiyatroda geçiyor. Okulum yoksa sabah Semiha alıyor beni tiyatroya götürüyor. Akşamları, evde kimse olmadığı için orada kalırdım. Bir iki defa büyük gardıropların içine yatak yaptılar orada uyudum oyun bitene kadar.

Bu denli başarılı bir sanatçının yanında sanata ilgi duymak daha mı kolay?
Daha zor! Bir defa tepkili oluyorsunuz. Tamam, annem beni çok seviyor, yanından hiç ayırmıyor ama ilgi odağı başka. O yanıyor ve beni de aynı alevin içine götürüyor. Büyük bir şeylerin içinde buluyorsunuz kendinizi ve içten içe üzülüyorsunuz bir çocuk olarak. Bilemiyorsunuz ama üzülüyorsunuz, zaman zaman da çok heyecanlanıyorsunuz. Bir çocuğun kalbi için çok büyük ama hayatı öyle yaşattı. Her şeyi dibine kadar yaşattı.

Asıl ilgi ne zaman nasıl başlıyor?
Mesela annemden dolayı ben opera sanatından çok uzaklaşmışımdır. Bu bende büyük bir tepki yarattı. Oysa biliyorum ki benim opera sesim var.

Tepkinin nedeni annenizin verdiği mücadele miydi?
Evet, opera beni itti; operada izole edilmek var, opera çok acı veriyor. Tiyatro daha sıcak gelirdi çünkü bakardım tiyatroda hemen seyirciye ulaşabiliyorsunuz. İnsan ilişkileri tiyatroda daha yumuşak. Yazık gerçi, ben de bir opera artisti olabilirdim ama olmadım. Ankara Devlet Konservatuarı'nın bitirdim, Devlet Tiyatrosu'nda çalıştım, sonra Berlin'e gittim. Berlin Semiha'nın ikinci vatanıydı eğitiminden dolayı. Devlet Tiyatrosu Shiller vardı, reji öğrencisi olmak istiyordum. Orada çalıştım. Bir iki ay sonra Semiha elimden tuttu ve Doğu tarafına geçirdi. Berlin Asamble'ye, dünyanın en büyük tiyatrosuna götürdü. Sanat hayatımdaki en büyük kârım budur. Birçok insan bazı şeyleri öğrenmek için çok yol kat eder. Oysa ben Semiha ile anında biliyorum.

Anneniz elinizden tutuyor hep.
Annem sanatçı olarak kendi kızına sonsuz bir vericilik ama aynı zamanda hüküm halindeydi. Kontrol elindeydi. Anne olduğu için sıkıntı yaratır tabii çocukta bu.

Siz nasıl hatırlıyorsunuz şimdi geri bakınca genç kızlığınızı?
Zordu ama sizi öyle heyecanlandırıyor ki, hırslanıyorsunuz. "Cehaletle olmaz" diyor. Annemin ve babamın beni hep ittiği şey araştırmak, okumaktı. Son derece entelektüel olmak, en iyisine ulaşabilmekti...

Tiyatro nedir sizin için?
Hayatın kendisi tiyatro. Başka bir şekilde kendimi görmüyorum, ne kişilik, ne de yaradılış olarak. Tiyatro çocuğuyum ben.

Hiç sanatınızı yurtdışında sürdürmeyi düşündünüz mü?
Annem gibi bir kadın hiçbir gün yurtdışına gitmek istemedi. Bu yüzden kavga ederlerdi babamla. Annem; "Ben haklıyım" derdi, "Çünkü oralarda bunları söyleyecek artistler var benim memleketimde yok ve ben Türk operasını birinci dereceye çıkartıyorum burada oturarak." Geldim, oynadım, insanlara faydam oldu, 35 yıldır akademideyim, öğrenci yetiştiriyorum, tiyatro açtım...

Öğrenci yetiştiriyorsunuz; sanatın, sanatçının algılanmasına dair bir şeyler değişiyor mu; iyi ya da kötü yönde
Tabii. Hem iyi hem kötü yönde değişiyor çünkü çok fazla ucuz ve popülist bir bombardıman var gençler üstünde. Özellikle tiyatro okuluna gelenler hiç o bilinçte gelmiyor. Dizide mi oynayacak, popüler bir şey mi olacak? Tiyatro için gelen de var tabii. Eskiden böyle değildi.

Herkes çabuk para kazanıp şöhret olmak istiyor.
Evet, esası şöhret. Dizilere çıkıp şöhret olmak, Türkçe sözlü şarkı söylemek istiyor ve zannediyor ki hayat bu. O kadar bilgisiz ve cahil geliyor. Artist olmak istiyor. Öyle kötü ki, siz sanatın gerçek boyutlarını, felsefesini öğretiyorsunuz fakat çocuk okulu bitirdiğinde mutsuz oluyor. Tekil kalmaya başlıyor; suçlusu etraf. Çünkü öyle bir insan istiyorlar, güruh istiyorlar. Oysa sanat sıradanlığı asla kabul etmez. Sıra dışı olacak sanatçı, özgün olacak. Bence şu dönemin, popülizmin en büyük düşmanı sanat.

Tüm bunların arasında sizin hayatınız, özel hayatınızı ne oluşturuyor?
Bunların hepsi aslında benim özel hayatım. Paris'e alışveriş yapmaya gitmek gibi bir şeyi ömrümde yaşamadım. Yurtdışına çok çıkıyorum ama hep nedeni vardır. Belli yerlere giderim, belli oyunlar için giderim. Sebepsiz yurtdışına gidip zaman geçirmem. Annem; "O adi burjuva hayatı, sen adi burjuva mısın?" derdi. "Biz sanatçıyız." Dinlenebildiğim ortamlar benim özel hayatım oluyor. Başka bir özel hayat benim ilgimi çekmiyor.

Eda Göklü Fotoğraflar: Ali Yavuz Ata

Mayıs 2009






Yorumlar
Siz de Yorumda Bulunun
Yorumda bulunabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir


2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.
"En gösterişli tasarımı giyerdim..."

"Kendimi en sade ve duru halimle görmek isterdim..."
"Kırmızı halıda en iyisi cesur olmak!"
Alman fotoğrafçı Gerrit Starczewski Dans Eden Ayakkabılar kitabında, beş yılda ayaklarını çektiği 400 müzisyenin ruhuna ayna tutuyor.

Arama
Bu Ay Dergide
 
Kendine özgü cool çekiciliğinin yanı sıra gün geçtikçe genişleyen aile...
Marie Claire Video
 
Elie Saab Sonbahar/Kış 2010
Paris Moda Haftası - WireImage Video/Serimaj
Hemen İzle
ERDEM Sonbahar/Kış 2010
Chloe Sonbahar/Kış 2010
Editörden Haberler
 
Istanbul, 16 Temmuz-28 Ağustos...
 
MARIE CLAIRE DUYURULAR
 
Marie Claire
Defileler
 
2010-11
Sonbahar - Kış
Koleksiyonlarının
500 En Çarpıcı Modeli
 
BU HAFTA EN ÇOK OKUNANLAR
EN YENİ HABERLER
ANASAYFA
|
EDITÖRDEN HABERLER
|
MODA
|
GÜZELLIK
|
LIFE STYLE
|
SÖYLEŞI
|
YAŞAM
|
VIDEO
|
BU AY DERGIDE
|
GİZLİLİK
|
KULLANIM KOŞULLARI
|
BİZE ULAŞIN
|
KÜNYE
İlginizi Çekebilecek Diğer Dergilerimiz
|
|
|