Yeni nesilde en iyi Türk kadın oyuncular kim? Abdullah Oğuz cevaplandırdı.
Marie Claire Mayıs 2009
Türk sinemasında neden kadın hikayelerine az rastlıyoruz? Sinema zor bir iş; yeni yeni Türkiye'de para kazanmaya başladı bazı projeler. Sektörün büyük kısmını gişe filmleri oluşturuyor. Dolayısıyla hemen şu sorulur; 'Kimin gişesi var?' Gişesi olanlar daha çok erkeklerdir Türkiye'de. Bir dönem Mehmet Ali Erbil'in vardı. Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Şener Şen, yeni yeni Kenan İmirzalıoğlu, Şafak Sezer gişesi olan isimler arasında. Dolayısıyla erkek hikayeleri öne çıkıyor. Gişe kaygısı olmayan filmlere baktığın zaman kadın filmleriyle tanışıyoruz. Mesela benim yaptığım Mutluluk filmi. Çok gişe kaygısı yoktu, sağlam bir hikaye vardı; töre kurbanı Meryem vardı. Mustafa (Altıoklar), Beyza'nın Kadınları'nı çekti. Veya Yeşim Ustaoğlu'nun yaptığı son film... Bu tip filmler ticari filmler değil.
Türkan Şoray'lar zamanı kadın oyuncular biraz daha mı ön plandaydı? Evet, çünkü o zaman televizyon yoktu. O zamanki televizyonun karşılığı Yeşilçam'dı. Yeşilçam'da kadın hikayeleri de vardı, erkek hikayeleri de. Şimdi televizyon o eksikliği bir şekilde kapatıyor.
Tüm bu koşullarda sizin için ön plana çıkan kadın oyuncular kim? Söyleyebileceğim isimler iyi potansiyeli olan isimler. Yeni nesilde Özgü Namal, Nurgül Yeşilçay, Başak Köklükaya, Melisa Sözen, Demet Evgar iyi isimler. Ebru Akel de son filminde çok iyiydi.
Bu oyuncuların eskisi kadar star olma şansları var mı? Şimdiki star'lık kavramıyla o zaman ki star'lık kavramı farklı. Ekmek aslanın midesinde. O zaman o yoklukta üç dört tane yetenekli kadın çıkmışlar, star olmuşlar. O kadar çok film çekiliyormuş ki... Magazin de bugünkü magazin gibi olmadığı için gizemlerini de korumuşlar, ortada olmamışlar. Deşifre olmamak gerekiyor star olmak için. Demin saydığım arkadaşların hepsinde star kumaşı var mı yok mu tartışılır. Bugün çok zor bu iş. Peki ne yapmaları gerekir? Kendilerini çok geliştirmeleri lazım. Çok okumaları, seyretmeleri lazım. Çok büyük bir rekabet var. Şöyle bir örnek vereceğim. Polemik değil ama bir yanlış anlama. Bütün bu arkadaşlar star'lığı yanlış anlıyor. Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Tempo'ya yaptığım fotoğraf çekiminde dediler ki; 'Nurgül'e rica eder misin çekime katılması için.' Geçmişte birlikte çalıştık o kadar... Aradım Nurgül'ü. Dedi ki; "Ne işim var, tek başıma olursam yaparım." Demek ki onun kafasındaki star'lık algılayışı Tempo'da tek başına poz vermek... Dünya Kadınlar Günü için bir çekim yapılıyorsa dünyada bütün ünlüler onun parçası olmak ister. Star oldukları için de isterler ama buradaki algılamaya bakar mısınız? Yanlış! Kumaşı var mı? Var ama onu ayırt edebilmesini bekliyorsunuz ondan. O zaman star olunuyor. Hatta orada olmak istemesi gerekli. Star bir konsept var, kameranın arkasında star biri var. Belli ki farklı bir şey olacak. Yurtdışında zirvede bir kadın oyuncu çıplak poz verebiliyor. Bizdeyse; 'sansasyon arayan soyunur' mantığı var. Bu mantıktan bir gün kurtulur muyuz? Toplumla alakalı. Değişir mi, ne zaman değişir bilmiyorum. Çok kötü bir örnek vereyim; maalesef o toplumun içinde iş yaptığımız için modern ayağı temsil eden bir yönetmen olarak ben bile 'Reader gibi bir film çekiyor olsaydım oyuncu olan sevgilim ya da eşimi oynatır mıydım?' diye düşündüm. Benim bile bunu düşünmem bu işin Türkiye'de ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Acı ama gerçek. Geçenlerde Ebru Akel ile iki sayfalık röportaj yapan büyük bir gazetenin eki, fotoğrafta bacakları, mini eteği yok diye bir sayfaya indirdiler röportajı. Genel Yayın Yönetmeni bu zihniyette olursa maalesef işimiz çok zor. Hepimiz kendimizi sorgulamalıyız. Angelina Jolie o pozu verdiği zaman o poz orada kalıyor. Bizde o pozu verdiğiniz zaman her haberde o poz kullanılıyor. Suistimal etmeye çok müsaidiz sektör olarak. Dolayısıyla bütün dinamiklerin değişmesi lazım.